| Herhangi bir şeyin tesadüfen gerçekleştiğine kanaat getirdiğimiz vakit,
o şeyin | (...) eimg" /> J.M. BELDEN L. K. SHEA K. RUBBO |
| anlamını boşaltmaya “cüret” ettiğimizi ve bütün alemde tek
bir şeyin | M. J. (2004): Amphibian Decline and Emerging Disease. What can |
| dahi anlamsız yaratılmamış olmasına binaen feci bir hataya
düşeceğimizi bilesin. | sick frogs teach us about new and resurgent diseases in |
| Cüzi bir idrak ve irade ile yöneldiğimiz her
şeyin, algı | human populations and other species of wildlife? American Scientist Volume: |
| ve seçim hanemizde yansıyan biçimleriyle mutlak bir anlamın
yolunu tuttuğundan | 92 Number 2 March-April p.138
3. YILMAZ İ. (1985): Tabii Dengede |
| şüphe edersek eğer, kendi inancımızla ilgili bir şüpheyi
de barındırıyoruz | Amfibilerin Ekolojik Önemi ve Trakya Bölgesinde Yaşayan Amfibilerle İlgili Korunması |
| demektir. Modern düşüncenin kastı şimdi tam olarak bu!
Anlam kalabalığı | Gerekli Lokaliteler. 18-20 Kasım 1985 Türkiye II. Tabiatı Koruma Kongresi |
| içerisinde eşya yığınları ile karşıladığı insanları birer tasarı
haline dönüştürmeden | Ankara./i>   
(...) e ışığa erene kadar hafakanların girdabında ölüm |
| evvel, anlamların içerisini boşaltmak! Ve bu da yetmiyormuş
gibi; teknoloji | terleri dökmüştür:
“Evet her şey bende bir gizli düğüm:
Ne ölüm terleri |
| çağının süratli insanları olan bizlere bir kaos sanrısı
armağan ederek, | döktüm nelerden!
Dibi yok göklerden yeter ürktüğüm
Yetişir çektiğim mesafelerden.”
Tolstoy kah inanarak |
| ne yapacağını bilemeyen, panik reflekslere sahip bir tür
yaratmaya çalışmak. | kah şüphelere düşerek yürüdüğü yolun sonunda bir anlamda hakikate erer. |
| Oysa sevgili dostum, yaratmanın yalnız Allah’a mahsus olduğunu
adımız gibi | Bu hakikat onu bizim inanç perspektifimizde muvahhit çizgisine getirir. İnanca |
| bilmemiz bir yana dursun, şimdi milyonlarca keferenin yediği
bu zokayı, | eren Tolstoy intihar düşüncesinden de kurtulmuştur: “Sebep diyordum kendi kendime |
| başı derde girdiğinde ilk iş olarak duaya başvuran
biz inançlı | mekan ve zaman gibi bir düşünce kategorisi değil.Eğer beri varsam |
| insanlara yedirmeleri çok güç! Ama yine de boğazımıza
kadar sokulan | bunun bir sebebi var ve bütün sebeplerin sebebi var ve |
| eşyanın, nefsimize sunacakları yüzünden biz de bir yavaşlatma
etkisi meydana | her şeyin sebebi Allah’tır(cc) Allah’ı arayarak yaşa.O’nsuz hayat olmaz.Eskisinden çok güçlü |
| getirmesi muhtemeldir. Bunun için tehlikeyi önceden sezmek ve
ona göre | bir şekilde içimde ve çevremde her şey ışıdı ve bu |
| davranmak adına, ismine ister burjuvazi diyelim, ister kapitalist
düzen; zihnimiz | ışık beni bir daha terk etmedi.”4
Sanatta gaye güzellikte sonsuzu |
| için tasarlanan sahraları en kısa zamanda bir iletişim
noksanlığına çevirerek | yakalamak ve her eserde sonsuzluğa ulaşmak olduğuna göre; sanatçının sonsuzluğun |
| “kopuş”u amaçlayan bu cephenin, tam karşımızda olduğunu iyi
bilmemiz gerektir! | Yaratıcı’sına ulaşmadan ciddi eserler vermesi ve bu düşünceye ermeden huzurla |
| Bu sayede ona göre mevzilenmemiz ve bir karşı
saldırı planlamamız | yaşaması mümkün değildir. Sanatçı hakikatin sonsuz hakikatin arayıcısı değil midir?
“Anladım |
kolaylaşacaktır.
Aydınlar, türlü diyalektik yöntemlerle dünyanın üstesinden gelmeye çabalayan
feylesofları dillerinden | işi sanat Allah’ı aramakmış
Marifet bu gerisi yalnız çelik çomakmış”
Gerçek sanatçı |
| düşürmeyerek yaratılış hikâyelerine yeni yollar devşiredursunlar, dünyanın sarsak
bir netice | sonsuzun bestecisi
Gerçek sanatçı ötelerin müjdecisi...
|
| ile döndüğü bu zamanda kimsenin salt bilgi ile
tam bir | |
| aydınlanma yaşadığını söylemek mümkün değil. Artık onlar devrin
statükocuları ve | |
| yeni diktatörleri olarak çeşitli şablonlar hazırlamaktan ve bu
şablonların içerisine | |
| konuşlandıracakları formülleri tekrar tekrar kontrol etmekten öte konuşlandıramayacağımız
endüstri oyuncaklarıdırlar. | |
| Ama sevgili dostum, bu sözümona aydın kalabalığı haricinde
öyle ışıklar | |
| da var ki; seneler önce söyledikleri sonrasını da
önüne katarak | |
| sanki bütün zamanlara hitap ediyor. Elbet bunu aynı
zamanda, en | |
| büyük mucizesi olarak da biliyoruz kutsal kitabımızın. Lakin
sadece o | |
| ışık dolu ayetler mi bütün zamanlara aydınlık saçan?
Ya bu | |
| ayetleri “hallemiş” dervişler, evliyalar, mütefekkirler? Evet dostum, onların
da sözleri | |
| ışık saçıyor ve kaynakları Kuran olduğu için onların
da sözleri | |
| bütün zamanları kapsıyor. Peki ya söyledikleri ile bize
bu kitapta | |
| yazan doğruluğu, güzelliği, dürüstlüğü ve buna mukabil yolları
anıştıran bir | |
| bazı ecnebiler? Onları da atlamamak gerekiyor dostum, her
ne kadar | |
| beslendikleri kaynağın ismini bilmiyorlar ise de iyice hissetmiş
olmalılar! Kabul | |
etmemişlerse de, reddettiklerini de söylememiz güç!
Velhasıl sevgili
dostum, varsın | |
| batı özgürlük şarkıları tutturadursun, biz, Mansur’un da dediği
gibi zaten | |
| “rabbimizin mahkûmlarıyız!”. Dolayısı ile bir özgürlük şarkısı tutturmak
yerine, yüreklerimizi | |
| zihnimizle beraber aydınlatacak olan yolları aramak bizim için
daha yerinde | |
| bir tutum olacaktır. Bunun için aydınlarımızı iyi seçmeli,
anlamın peşindeki | |
| sergüzeştimizi iyi kavramış bulunmalıyız. Sakın şunu unutayım deme
dostum; tesadüf | |
| diye bir şey yoktur! Her şey Allah’ın “ol”
demesiyle vaki | |
| oluyor. Ve sebebi, diyalektik bir batakta sorgulayacağımıza, durup
yüreklerimize kulak | |
| vermemiz yeğdir. Böylece aklın katılığı yüreğin sıcağında eriyebilecektir.
Seni; çavlan | |
| bir nehir gibi akan yüreğine, durağan ve zaman
zaman dalgalanıp | |
| aşkın güzellikler oluşturan bir göl gibi kapanık olan
aklına emanet | |
| ediyorum. İyi ki varsın!
| |