nukro . Archive starting from 15 Hundreds . Kuranı Kerimdeki Yasak Ve Emirler

Kuranı Kerimdeki Yasak Ve Emirler

kuranı kerimdeki yasak ve emirler, kurani kerimde erkegin görevleri, Kuran-i kerimdeki emirler yasaklar, büt okulca tabiri ne demek, kuran-ı kerimdeki görevlerimiz, kuranı kerimde yasaklar, kuranı kerimdeki yasaklar, kuranı kerimin emirleri, kuranı kerimde eğitici ilkeler ile ilgili bilgi, kuranı kerimin yasakları, , Kuranı Kerimdeki Yasak Ve Emirler, Kuranı, Kerimdeki, Yasak, Ve, Emirler
kurani kerimde erkegin görevleri
Israil'in Icini Acitan Askere 980 Filistinli!
Super Lig'de Sonuclar Ve Puan Durumu
Galatasaray'da 5 Futbolcu Yolcu!
Dunyanin Izledigi Derbi Barca'nin VIdeo
Carlos, Daum'un Yuzune Kufur Etti!
Resadiye'de Silahli Saldiri: 1 olu
Meger Abd, Bin Ladin'i Kendi Birakmis
Engellilerin Evleri cagri Merkezi Oluyor
Caykur Rizespor'da Istifa
Bu Hukumetin Hic Mi Olumlu Icraati Yok?





Kuran-i Kerİmde TesettÜr





BAŞÖRTÜSÜ ESKİ YAHUDİİSEVİ GELENEKLERİNDE DE ELBETTE
(...) YaSaKLıMSıN




(...) Dinde Taviz Yasak


Cenab-ı
VARDI...HATTA GÜNÜMÜZDE DE RAHIBELER HALA BAŞÖRTÜLÜDÜRLER...AMA BU BAŞÖRTÜSÜNÜN ONLARDAN ALINDIGINI Hak dininden zerre kadar tâviz verilmesini yasakladığı gibi tâviz vermeye
GÖSTERMEZ! AKSINE YÜCE RABBİMİZİN YAHUDİ VE ISEVİ-HIRİSTİYANLARA DA AYNI EMIRLERI- ednâ yani zerre kadar meyli de yasaklamaktadır. Bu hususta birinci
NAMAZ TESETTÜR...- GONDERDİĞİNİ AMA BİR ÇOK BOZULAN EMİR-YASAKLAR ZİNCİRİ İÇİNDE muhatap olarak Peygamber Efendimizi (asm) almakta ve tâviz vermesi durumunda
BAŞÖRTÜSÜNÜN BOZULMADAN KALDIĞININ İŞARETİDİR...BU KONUDA SİTEMİZDEKİ YAZIYA MÜRACAAT LÜTFEN !

onu şiddetle cezalandıracağını beyan buyurmaktadır. Bu konu ile ilgili âyet-i


kerimelerin meâline muteber tefsirlerde yer aldığı şekliyle bakalım:

“Habibim! Biz inâyet-i
İlâhiyemizle seni hak üzere sabit kılmamış olsaydık onların hud’alarının kuvvetine
binâen tekliflerini kabule meyleder ve azıcık yaklaşırdın.” Yani; meyletmedin velâkin
hilelerinin kuvveti meyletmeye yaklaştırdı velâkin biz himaye ettik sen de
T E S E T T Ü R



yaklaşmadın.” (Hülasatü’l Beyan İsrâ Sûresi / 74)

“Eğer onların hud’aları üzerine
"Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve sen azıcık meyletmiş olsaydın biz sana dünyada azab-ı dünyanın iki
iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere zinetlerini teşhir etmesinler. katını ve âhirette azab-ı âhiretin iki katını tattırırdık ve biz
Baş örtülerini yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları babaları kocalarının babaları iki kat azabı tattırdıktan sonra sen bizim üzerimize bir yardımcı
kendi oğulları kocalarının oğulları erkek kardeşleri erkek kardeşlerinin oğulları kız bulamazsın.” (Hülasatü’l Beyan İsrâ Suresi / 75)

“Eğer Muhammed bazı sözleri
kardeşlerinin oğulları kendi kadınları (mümin kadınlar) ellerinin altında bulunan (köleleri) bizim üzerimize yalan olarak söylemiş olsaydı biz onu kemal-i kudretimizle
erkeklerden kadına ihtiyacı kalmamış (cinsî güçten düşmüş) hizmetçiler yahut henüz tutardık ve sonra onun kalb damarlarını keserdik.” (Hülasatü’l Beyan Hâkka
kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. / 44-45-46)

“Eğer sizin dediğiniz gibi olsa sizden hiçbir kimse Muhammed’den
Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! benim muâhezemi men’ edecek yoktur.” (Hülasatu’l Beyan Hâkka / 47)

“Ya
Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz." (Nur Suresi Ekrem-er Rusül! Seni tekzib edenlere itaat etme.” (Hülasatü’l Beyan Kalem
31)

"Ey Peygamber! Hanımlarına kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç
/ 8)

“O kâfirler isterler ki sen onlara müdara etsen de
için dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların onlar da sana müdara etseler.” (Hülasatü’l Beyan Kalem Suresi /
tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır 9)

“Ey Nebiyy-i Zişan! Allahu Teâla’ya ittikaya devam et kâfirlerle münafıkların
esirgeyendir." (Ahzab: 59)

Sadece başörtüsü değil dış giysi
sözlerine iltifat etme. Zira; Allahu Teâla senin nübüvvetle liyakatini bilir
(cilbab) da ALLAH’ın emridir.









ve hakkında ihsanı hikmetine muvafıktır.” (Hülasatu’l Beyan Ahzab / 1)

“Ya
Ekrem-er Rusül! Rabbinden sana vahyolunan ahkâm-ı Kur’an’a ittiba’ et. Zira;
Allahu Teâlâ sizin amelinizin her cüz’ünü bilir.” (Hülasatü’l Beyan Ahzab
/ 2)

“Habibim! Kâfirler ve münafıklara itaat etmemekte devam et onların
sözlerini dinleme tebliğde müdaratı ve onlara muhalefetinden dolayı onlar tarafından
sana gelecek ezayı sen terket ve müteezzi olma işini Allah’a
tefviz et korkma. Zira; seni ve umurunu muhafaza ve sana
vekil yönünden Allahu Teâla kâfi oldu.” (Hülasatü’l Beyan Ahzab /
48)

Âyet-i kerimeler bu kadar açık ve net iken bazı Müslümanlara


ne oluyor ki dinde kendi kafalarına göre alabildiğine tâviz veriyor.
Tesettür-ü şer’i belli iken kendi kafalarından tesettür târifi yapıp tatbike
revaç veriyor. Dinin birçok temel hükmünü kendi kafasına göre yorumlayıp
değiştirmeye kalkıyor. Allahu Azimüşşan’ın azabından korkmuyorlar mı? Evet cahil cesur
olurmuş. Ama cesaretin böylesine de pes doğrusu demek lazım...
Tesettür
farz mıdır?



"Mutlak tesettür (örtünme)" ile başörtüsü aynı âyetlerde ve aynı
üslûb içinde hükme bağlanmıştır. Örtünme emrinin kadının başını da içine
alıp almadığı bütün devirlerde konuşulmuş ve hür müslüman kadının baş
ve saçlarının avret olduğunda örtülmesi gerekli bulunduğunda örtünme emrinin bu
uzuvları da içine aldığında ittifak edilmiştir. Bu hüküm bütün fıkıh
kitaplarının namaz bahsi ile helal-haram konularına ayrılan "kerâhiye hazr ve
ibâha" bahislerinde yazılmıştır. Kur'ân-ı Kerîm'de ve hadîslerde baş dahil olmak
üzere avret yerlerinin örtülmesi ile ilgili emir ve talîmatın bağlayıcı
(vücûb için) olduğunda ittifak edildiğini "özellikle ittifaklı meseleleri toplayan" icmâ
kitaplarında da görmek mümkündür. Burada birkaç icmâ kitabından nakiller yapmakta
fayda görüyoruz: "Ergenlik çağına gelmiş hür ve müslüman bir kadının
namaz kılarken başını örtmesi gerektiğinde va başı tamamen açık olarak
namazını kılmış olması halinde namazı iade etmesinin gerekli bulunduğunda müctehidler
ittifak etmişlerdir." (İbnu'l-Munzir el-İcmâ' s. 41) Bu ifadede "namaz kılarken"
kaydı vardır bu kayıt bizi yanılgıya düşürmemelidir; çünkü meselemiz kadının
avret yerlerinin tesbitidir namazda örtülen yerler avret yerleridir ve yukarıdaki
ifade başın avret olduğunu açıklar ve kesin olarak ortaya koymaktadır.
(Ayrıca bak. Cessâs Ahkâmu'l-Kur'ân c. III s. 316) "Kadının eli
ve yüzü müstesna olmak üzere bedeni ve saçının avret (kapatılması
gerekli uzuv) olduğunda fıkıh âlimleri ittifak etmişlerdir. Kadının yüzü elleri
hattâ tırnaklarının avret olup olmadığı konusunda ise görüş farkları (ihtilâf)
vardır." (İbn Hazm Merâtibu'l-icmâ s. 29) "İlim sahipleri namaz kılarken
kadının başını örtmesi gerektiği başı tamamen açık olarak kıldığı namazı
yeniden kılması icabettiği hususunda ittifak etmişlerdir. " (İbn Kudâme el-Muğnî
c. I s. 633) "Alimler avret yerlerinin mutlak olarak (namaz
dışında ve içinde) örtülmesinin farz olduğunda ittifak etmişlerdir. Ancak bu
örtünmenin namazın sıhhat şartı olup olmadığı konusu ile avret yerlerinin
sınırlandırılması konusunda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir... Kadının el ve yüzü
hariç bütün vücudunun avret olduğu ulemâ çoğunluğunun görüşüdür. (Geriye kalan
müctehidlerden) Ebû Hanîfe'ye göre ayakları da avret değildir Ebû Bekr
b. Abdurrahman ve Ahmed b. Hanbel'e göre kadının bütün vücudu
avrettir." (İbn Rüşd Bidâye c. I s. 98-90) Bu nakillerde
kadının saçları avret değildir diyen bir âlimin bulunmadığı başka bir
deyişle kadının başının örtülmesi gerektiğinde ittifak ve icmâ bulunduğu açıkça
görülmektedir. Bu icmâ ve ittifakın dayanağı âyet olsun hadîs olsun
fark etmemektedir; icmâ bu nasların delâlet ve hükmüne kesinlik kazandırmaktadır.
Hicrî üçüncü asrın ikinci yarısında yaşayan Taberî (v. 33210/992) dördüncü
asırda yaşayan Ebû Bekri'r-Râzî el-Cessâs (v. 370/980) beşinci asırda yaşayan
Şâfiî mezhebinden el-aaaâ el-Herrâsî (v. 504/1110) çağdaşı Mâlikî mezhebinden İbnu'l-Arabî
(v. 543/1148) gibi birinci veya ikinci dereceden müctehid veya mezhebe
bağlı âlimlerin ahkâm âyetleri ile ilgili tefsirleri elimizdedir. Bu tefsirlerde
örtünme ile ilgili âyetlerin mânâ ve hükümleri incelenmiş üzerinde birleşilen
noktalar ile ihtilâf edilen hususlar açıkça kaydedilmiştir. Bunlara dayanarak konunun
ne zamandan beri tartışıldığını ve kimin ne dediğini tesbit etmek
kolaylıkla mümkün bulunmaktadır. Bizim tesbitlerimize göre sahâbe müfessirlerinden günümüze kadar
her asırda yapılan ve kısmen yazılan tefsirlerde "hür müslüman kadınların
el yüz ve ayakları hariç bütün vücutlarının avret olduğu örtülmesi
gerektiği konusunda sözbirliği ve görüş beraberliği vardır. Nûr ve Ahzâb
sûrelerinde yer alan âyetleri ile bunları açıklayan hadîslerin "yüz el
ve ayaklar" dışında kalan yerlerin örtülmesi gerektiğini kesin ve bağlayıcı
olarak ifade ettiğinde birleşilmiştir. Hiçbir fakîh "Başın veya örtülmesi gereken
diğer yerlerin dünya hayatında faydası bulunduğu için ve âdete dayalı
olarak örtülmesi tavsiye edilmiştir fayda ve âdet değişirse örtülmeyebilir." şeklinde
bir görüş ileri sürmemiş müctehidler bu konudaki talîmatın devamlı ve
bağlayıcı olduğunda birleşmişlerdir. Örnek olarak bak. (Taberî Câmi'u'l-beyân c. XVIII
s. 82 vd; Cessâs Ahkâmu'l-Kur'ân c. III s. 314 vd.)
Kadının saçı ve başı dahil olmak üzere örtünmesinin gerekli ve
bu konudaki emir ve talîmatın bağlayıcı olduğunu müfessir ve fıkıhçılar
nereden çıkarmışlardır? Bir kere "Emir vücûb içindir bağlayıcıdır; aksine bir
işaret bulunmadıkça böyle yorumlanır." diyen usulücülere göre ortada bir problem
yoktur; Allah ve Rasûlü kadın ve erkeğin belli yerlerinin örtülmesini
emretmiş ve istemişlerdir; baş ve saç da örtülmesi gereken yerler
içindedir bu emirler de bağlayıcı olduğuna göre örtünmek (başörtüsü türban...
kullanmak) gereklidir farzdır dinin vazgeçilmez bir isteğidir. İmam Gazzâlî gibi
"Emrin bağlayıcı olup olmadığı belli değildir bunun için ayrıca bir
delil karîne ve işarete ihtiyaç vardır meselâ oruç emri bağlayıcıdır;
çünkü seferde ve hastalık yüzünden tutamayanların nasıl tutacakları anlatılmış böylece
bağlayıcı olduğuna işaret edilmiştir..." diyenlere göre de bu konuda bir
kapalılık ve problem yoktur. Çünkü Allah Teâlâ örtünme ile ilgili
âyetlerde şöyle bir seyir takip etmiş ve arka arkaya açüıklamalar
getirmiştir: a) Erkeklerin gözlerini haramdan korumalarını iffetlerine sahip olmalarını istemiş
ancak bu davranışın onları ruhen temiz kılacağını bildirmiştir. b) Kadınların
da gözlerini haramdan (cinsî arzuyu uyandıracak yerlere bakmaktan) sakınmalarını iffetlerini
korumalarını emretmiş hemen bunun arkasından zarûrî olarak açıkta kalanlar (eller
ayaklar ve yüz) müstesnâ bütün vücudu kapatmalarını güzel ve çekici
yerlerini (zînet) nâmahreme açıp göstermemelerini istemiştir. c) Başörtülerini boyun ve
göğüslerini örtecek şekilde bağlamalarını emretmiştir. d) Örtülecek ve açıkta bırakılacak
yerleri sınırladığı gibi vücudunu kimlere karşı örteceğini ve kimlere karşı
açabileceğini ayrıntılı olarak açıklamıştır. e) Son âyetin sonunu "Ey mü'minler!
Hep birden Allah'a tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!" şeklinde getirmiştir;
bu ifade gerek daha önceki davranışlar ve gerekse bu âyet
geldikten sonra ona uymayan hareketlerin günah olduğuna bunlardan kurtulmak için
Allah'a tövbe edilmesi gerektiğine işaret etmektedir. (Nûr: 24/29-31) f) Bu
âyetler nâzil olunca müslüman kadınlar bulundukları yerden ayrılmadan etekliklerinin uygun
yerlerini yırtarak başörtülerini bununla bağlamışlar ve bundan sonra hiç aksatmadan
bu emri yerine getirmişler Hz. Peygamber (s.a.) de bu âyetin
uygulanmasını titizlikle takip etmiştir. Bütün bu karîne delil ve işaretler
konumuz olan örtünme emrinin bağlayıcı olduğunu kesin olarak ortaya koymaktadır.
Bu emir âdete de bağlı değildir; çünkü o zaman cârî
olan âdeti olduğu gibi bırakmak için değil değiştirmek ve ıslâh
etmek için gelmiştir başörtülerini omuzlarından arkaya atarak boyun ve göğüslerini
açıkta bırakan cahiliye kadınlarına yeni bir örtünme şekli öğretmiş İslâmî
örtüyü tarif etmiştir." H.Karaman



Namaz ne kadar farz ise tesettür
de o kadar farzdır. Zekat ne kadar Allah'ın emri ise
örtünme de o kadar Allah'ın emridir. Oruç ibadeti nasıl tüm
semavi şeriatlarda varsa tesettür de tüm semavi şeriatlarda vardır. Bu
nedenle aşağıdaki iddia geçerliliğini kaybetmektedir : "Türbanı bir islami sembol
sananlar yanılıyorlar çünkü türban eski bir yahudi geleneğidir. İslam'a da
diğer çoğu yalan gibi hadis ve sünnet kitapları altında girdi.
Dindar yahudi kadınlar hala sinagoglarda düğünlerde ve dinsel ayinlerde saçlarını
örtmektedirler.Aynı şekilde hıristiyan kadınlar da dinsel törenlerde saçını kapatırken; rahibeler
her zaman kapatır. Kapanma islam alimleri türban'ı bir islami sembol
ilan etmeden çok önceler yaygındı. Çeşitli dinlere inanan (müslüman hıristiyan
yahudi) geleneksel Araplar o zamanlar başörtüsü giyerlerdi."

Namaz içbüaaa bir talimatken
örtü dışbüaaa bir talimattır. Birincisinin illeti Kur'an tarafından "her türlü
haddi aşma ve çirkin davranıştan kişiyi uzaklaştırarak onda her davranışını
gözetleyen bir Allah bilinci oluşturmak" (29.45) şeklinde tanımlanmışken ikincinin illeti
"iffetin korunması için simge" ve "tanınacak bir kimlik" (33.59) oluşturmaktadır.




Bununla amaçlanan kadını toplumun içinde dişiliğiyle öne çıkan bir nesne
değil kişiliğiyle öne çıkan bir özne kılmaktır. Dolayısıyla örtü emri
kadının kişiliğinin bir parçası olan mahremiyetine yönelik ihlalleri peşinen durduran
bir önlem kendisini dişiliğiyle değil kişiliğiyle tanımladığını çevresine bildireceği bir
iletişim biçimidir. Yani bir kimlik ibrazı (en yu'rafne) yöntemidir.9.2.2002:MİLLİYET :
"... LAF ATICILARIN İTİRAFINDA TÜRBANLILARIN " LAF ATILMAKTAN MUAF "
OLDUKLARI ANLAŞILIYOR."

Örtünmek insânî ve dolayısıyla fıtrîdir. Bu nedenle hayvanlar
örtünmezken insanlar örtünürler. Dolayısıyla örtünme ve çıplaklık arasındaki tercihi İslamlıktan
önce insanlık kriterlerine vurmak dînî çerçeveden önce insanî ve ontolojik
çerçevede tartışmak gerekir.



Bu bilindikten sonra "Örtünmenin sınırlarını kim belirleyecek?"
sorusu gündeme gelir. Bu sorunun "kişisel arzu moda gelenek toplum
devlet inanç" gibi birden fazla cevabı olabilir. Bir insanı "müslüman"
olarak nitelememize yol açan şey onun "Allah'a kayıtsız şartsız teslimiyeti"dir.
Bu teslimiyet şu ön bilgiye/tasavvura dayanır: "Beni yaratan beni herkesten
çok iyi biliyor ve seviyor. O halde onun bana yaptığı
öneriler benim için en hayırlı olandır. Ben kendim için onun
benim için seçip-beğendiğine razı ve teslim oldum."



İşte insanı Müslüman
kılan tasavvur budur. Bu tasavvurdan neş'et etmeyen bir müslümanlık iddiası
Allah'a göre sahte bir iddiadır. Esasen müslüman olmak söz konusu
olduğunda sizin kendinizi ne olarak tanımladığınız değil Allah'ın sizi ne
olarak tanımladığı önemli ve belirleyicidir. Bunu anlamak için de sizin
müslüman tanımınızın Allah'ın müslüman tanımıyla örtüşüp örtüşmediğine bakmanız yeterlidir.



Yukarıdaki
tasavvurdan neş'et eden imanıyla bir müslüman "Örtünmenin sınırını kim belirleyecek?"
sorusuna Allah'tan ve O'nun vahyinden bağımsız bir cevap arayamaz. Çünkü
bir davranışın "İslamî" olması referansının Allah olmasıyla mümkündür. Eğer Kur'an
örtünmenin sınırları konusunda hükümler vaz etmişse bu müslüman olma iddiasındaki
herkesi bağlar. Tabii ki o kimse iddiasında samimiyse.



Samimiyetin ölçüsü
bellidir: Kitaba uymak. Samimi olmayanlara ise tek yol kalmıştır: "Kitabına
uydurmak!" Tarihin tüm samimiyetsizlerine bakınız; kitabına uydurmayı kafaya koyduktan sonra
hangi emre karşı mazeret hangi yasağa kılıf bulunamaz ki? İnsan
istedikten sonra; dinin en temel kurallarının tam aksine 'fetva' verecek
bir merci bulur. Hatta bir inanç sistemini onun esaslarını aaafi
yoruma tabi tutarak tam tersi bir işleve büründürebilir.



Burada dikkat
edilmesi gereken bir nokta da; müslüman olmanın gerek şartını yerine
getirenlerin başörtüsü veya örtünme konusundaki eksikliklerinin onları İslam dairesi dışına
çıkarmadığı gerçeğidir. Bunların İslami terminolojideki karşılığı kafir değil günahkârdır. Öyleyse
yapılması gereken bu kardeşlerimizi dışlamamak bunları kucaklamaktır. Toplumu kamplaştırmak isteyenlerin
arzusunun bunun tersi olduğu unutulmamalıdır. O açıdan böyle bir oyuna
gelinmemelidir.



Tefsircilerin nakline göre cahiliye kadınları da hiç baş örtüsü
kullanmaz değillerdi. Fakat yalnız enselerine bağlar veya arkalarına bırakırlar yakaları
önden açılır gerdanları ve gerdanlıkları açığa çıkardı zinetleri görünürdü. Demek
ki son zamanlarda asrîlik sayılan açık saçıklık böyle eski bir
cahiliye âdeti idi. İslâm böyle açıklığı yasaklayıp baş örtülerinin yakalar
üzerine örtülmesini emir ile tesettürü farz kılmıştır.



Cahiliyet devrinde
Arap kadınlarının iki adeti vardı :



Başörtülerini başlarına örtüp iki
omuzları arasında arkaya doğru sarkıtarak boyunlarını tamamen göğüslerininde bir kısmını
açık bırakırlardı.

Süslendikten sonra evlerinden çıkıp yabancı erkeklerle karışık gezip
otururlardı.

İslam'dan sonra Medine'de hicab ayeti gelene kadar bu
iki adet devam etti. Hz.Aişe hicab ayet-i geldikten sonra müslüman
hanımların durumunu şöyle anlatır: "Vallahi ben Allah'ın kitabını tasdik Onun
indirdiğine iman açısından ensar kadınlarından daha faziletlisini görmedim. Nur suresinin
örtünme ayeti gelince erkekleri kendilerine varıp Allah'ın indirdiği ayetleri okumaya
başladılar. Hanımların hepisi Allah'ın emrine uyarak yünden ve pamuktan yapılmış
örtülerine büründüler Resulullah'ın arkasında sabah namazı kılmaya geldiler."

Hicab ve
tesettür ayetleri geldikten sonra iki çeşit tesettür farz kılındı.



Erginlik
çağına girdiği andan itibaren her kadının bütün vücudunu örtmesi
mahremlerin dışında hiç kimseye göstermemesi

Meşru bir ihtiyaç olmadıkça evlerinden
dışarı çıkıp namahrem erkeklerle karışık dolaşıp oturmak

Bu konuda haremlik-selamlık
müessesini İslam getirmiştir.

Tesettür kadının dişiliğini değil kişiliğini ön plana
çıkarma onun iffetini şahsiyetini ve saygınlığını korumaya yönelik başka hikmetler
de içermektedir.



Bugün çıplaklığın yaygın olduğu kadının cinselliğinin sömürüldüğü ülkeler diye
tanıtılırken bütün insani değer ve şereflerini koruyarak kadınların kendilerini örttüğü
kendi varlıklarını erkeklerin ihtiraslı duygularına hayvani isteklerini tatminine sunmadıkları ülkeler
gerici yobaz ülkeler diye niteleniyor…

İnsanoğlu maneviyatı için özel bir
müziğe sahip olduğu gibi kendi cinsel zevkleri için de özel
bir müzik yapmıştır. Hâlbuki su ve ekmek gibi sadece maddi
gereksinimleri için müzik yaptığı görülmemiştir. Bütün aşkların cinsel kökenli olduğunu
iddia etmiyoruz. Mevlana Yunus Emre vb. şairlerin cinsel içgüdüleri diliyle
konuştuklarını söyleyemeyiz. Ancak şurası açıktır ki yazılan söylenen şiir ve
gazellerin büyük bir çoğunluğu erkek tarafından kadın için dile getirilmiştir.
Erkeğin kadına olan yönelişinin ekmek ve suya olan ihtiyaç gibi
karnı doyunca tatmin olacak türden olmadığını bilmemiz gerekir. İslam bu
içgüdüye gem vurmak ve hayırlı yola yöneltmek için tedbirler düşünmüş
bu konuda hem kadınlar hem de erkekler için belli görevler
ön görmüştür. Hem kadının hem de erkeğin uymakla görevli oldukları
bu görevler karşı cinsten olana bakmakla ilgilidir:

Tüm ilahi dinler insanın
derununda yerleştirilmiş eğilimi esas alarak kadına örtünmeyi farz bilmişlerdir.İlahi dinlerin
sonuncusu ve en mükemmeli olan İslam dini Allah tarafından insanlığa
gönderilen son din olarak giysiyi insanlığa verilen ilahi bir hediye
olarak nitelemiş kadına farz olan örtünmenin ölçülerini tam olarak belirlemiş
ve bu vesileyle kadının örtünmesi hususundaki aşırılık ve ihmalkarlıkları dengelemeye
çalışmıştır.



Batıda yapılan propagandanın aksine kadının örtünmesi toplumsal rolünü yitirmesi
pasif ve uyuşuk bir varlık haline gelmesi anlamında değildir.Zaten tesettür
dışarıda giyilecek elbiselerin adıdır...Dışarıya ait bir kavramdır tesettür...!Yoksa evde istediğini
kadın giyebilir!







Tarih 30 Aralık 1980.Din İşleri Yüksek
Kurulu 8 maddelik kararında özetle şunu söyledi:

1. Cenab-ı Hak kadınların
başörtülerini saçlarını başlarını kulaklarını boyun ve gerdanlarını örtecek şekilde yakalarının
üzerine salmasını emretmiştir.

2. Anayasa'da din ve vicdan hürriyeti güvenceye alınmıştır.

3.
Bu hürriyet dindarlara dinin emirlerini hiçbir engele rastlamadan serbestçe yerine
getirebilme hakkı verir.

4. Kadının örtünmesi İslamın hükmü milletimizin de örfüdür.
Tesettürün kanunla sınırlandırılması Anayasa'ya aykırıdır.

5. Birini örtünmeye zorlamak nasıl kişi
hak ve hürriyetiyle bağdaşmazsa örtünmeyi engellemek de hak ve hürriyete
müdahaledir.

6. Örtünme Atatürk ilkelerine aykırı değildir. Devrim kanunlarında da kadın
kıyafetiyle ilgili bir hüküm yoktur. Müslümanlar "Ya Allah'ın emri ya
Atatürk ilkeleri" gibi vahim bir tercihle karşı karşıya bırakılmamalıdır.

7. İmam
hatip liseleri ve Kuran kurslarında kız öğrencilerin başı açık ibadete
zorlanmaları onların vicdanına açık bir baskı teşkil eder.

8. Bu baskı
devletten geliyorsa devlet - millet ilişkisi olumsuz etkilenir.

Sonuç:

"İmam hatip liseleri
yönetmeliğinde dinimizin hükümlerine aykırı hükümler yer alması uygun olmaz".

Din İşleri
Yüksek Kurulu:Hamdi Kasaboğlu'nun başkanlığındaki kurul 10 üye:Recep Akakuş İbrahim Atay
Dr. Ali Arslan Aydın Dr. Ahmet Baltacı Hasan Ege Kemal
Güran Yakup İskender Mehmed Kaymakçı İrfan Yücel...







BİR
TESETTÜR HİKAYESİ



Uzun beyaz elbisemle ve iki-üç santim uzunluğundaki
siyah saçlarımla bir öğle sonrası sokakta yürüyordum ve kamyon şoforleri
ıslık ve bağırmalarıyla beni rahatsız etmişlerdi. Kendimi yenilmiş hissettim.Kuaför salonundan
daha şimdi çıkmıştım. Saçlarımı bir erkek gibi kestirmiştim.Kuaför kestiği her
tutamdan sonra kendimi nasıl hissettiğimi soruyordu.Korkmamıştım ama bir organımın kesiliyor
olduğu hissine kapılmıştım.Hayır; bu herhangi bir saç kesimi değildi.Saç kestirmekten
çok daha fazla şey ifade ediyordu. Saçımı kestirerek erkeksi bir
şekilde görülmeye çalışmıştım. Dişiliğimi imha etmek istemiştim. Yine de bu
bazı erkeklerin bana bir cinsel aaaa olarak davranmasını engellememişti.Yanılmıştım. Problem
benim dişiliğim değildi. Problem cinselliğim daha doğrusu bazı erkeklerin genetiğimden
yola çıkarak bana yakıştırdıkları bir cinsellikti.Bana karşı benim gerçekten kim
olduğuma göre davranmıyor; kendilerinin beni gördükleri üzere davranıyorlardı.Peki ben kim
olduğumu bildikten sonra onların beni nasıl gördüklerinin önemi var mıydı?
Evet vardı. Kadınları sadece cinsel aaaa olarak gören erkeklerin genellikle
onlara karşı saldırgan bir tavır sergilediğine meselâ tecavüze yeltendiklerine veya
dövdüklerine inanıyordum. Cinsel taciz ve saldırı sadece korkum da değildi;
aynı zamanda başıma gelmiş şeylerdi bunlar. Bir keresinde tecavüze uğramıştım.Bana
saldıran erkekler yüzünden yaşadıklarım bende öfke ve hayal kırıklığına sebep
olmuştu. Bana yönelik bu şiddeti nasıl durdurabilirdim? Erkeklerin beni bir
kadın olarak değil de bir cinsel aaaa olarak görmelerini nasıl
engelleyebilirdim? Bu ikisini eşit görmelerini nasıl durdurabilirdim?Başıma gelenlerden sonra hayata
nasıl devam edebilirdim?Yaşadıklarım beni kimliğimle ilgili sorularla başbaşa bırakmıştı.Sadece Çin
kökenli Amerikalı kadınlardan bir başkası mıydım ben? Önceleri kimliğim konusunda
bir karara varmam gerektiğini düşünürdüm.Şimdi ise kimliğimin sürekli değiştiğini farkediyordum.

ÖRTÜNME TECRÜBEM



Bu noktada özellikle eğitici
olan bir tecrübem bir gazete projesinin bir parçası olarak Crenshaw
Bulvarında üç Müslüman erkekle birlikle bir Müslüman kadın olarak ‘giyinerek’
dolaştığım zaman gerçekleşti.Beyaz uzun kollu pamuklu bir gömlek kot spor
ayakkabısı ve Müslüman bir bayandan ödün aldığım çiçekli ipek bir
başörtüsü giyinmiştim. Kendimi sadece Müslüman kadın görünümünde görmüyor öyle de
hissediyordum.Tabiî ki gerçekte hep mesture olmanın neler hissettirdiğini bilemezdim çünkü
İslâmî bir eğitim almamıştım.Yine de insanlar beni Müslüman kadın olarak
algıladılar ve bir cinsel obje olarak görüp bana karşı sarkıntılıkta
bulunmaya yeltenmediler.Erkeklerin bakışlarını daha önceden olduğu gibiüzerimde hissetmedim. Tamamen örtünmüş
vaziyetteydim; yalnızca yüzüm görünüyordu.İçeride kibar bir zenci Müslüman bana ‘kardeş’
diye hitap etti ve nereden geldiğimi sordu.Ona aslen Çinli olduğumu
söyledim. Hangi milletten olduğumun onlar için pek önemli olmadığını farkettim.Aramızda
bir tür yakınlık vardı çünkü beni bir Müslüman olarak görmüştü.
Ona gerçeği nasıl söyleyeceğimi bilemedim çünkü gerçekte öyle olup olmadığımdan
emin değildim.

Aynı kıyafetle Afrika mücevherleri ve mobilyaları satan bir mağazaya
girdim. Orada bir başka beyefendi bana Müslüman olup olmadığımı sordu.Nasıl
cevap vereceğimi bilemediğimden sadece bakıp gülümsedim.Karşılık vermemeyi tercih ettim.

ÖRTÜLÜ OLMAM BAŞKALARININ BANA KARŞI
TUTUMUNU DEĞİŞTİRDİ



Mağazanın dışında birlikte olduğumuz Müslümanlardan birine “Ben Müslüman mıyım?”
diye sordum. Bana aslında nefes alan ve teslim olan herşeyin
öyle olduğunu izah etti. Müslüman olmuş olabileceğime ama bunu bilmediğime
hükmettim.Kendimi o şekilde isimlendirmemiştim henüz.İslâm hakkında Müslüman olduğumu söyleyecek kadar
bilgim yoktu.Günde beş vakit namaz kılıyor değildim camiye gidiyor oruç
tutuyor değildim sürekli başımı örtüyor değildim. Yine de bütün bunlar
Müslüman olmadığım anlamına gelmezdi.Bunlar içeride olanın dışarıya doğal yansımaları idiler.Gördüm
ki kendi içimde nasıl olduğum örtülü veya örtüsüz olmamla değişmiyor.Ama
örtülü olmam başkalarının benim hakkımdaki algılamalarını değiştiriyor.Diğerleriyle olan ilişkilerinizde kendi
imajınızın oluşmasını sağlıyor.

UYDURMA VE KASITLI BİR BAKIŞ AÇISI



Ben erkeklerden
saygı aradığım için örtünmeyi bilinçli olarak seçtim. Önceleri Kadın Araştırmaları
bölümünde okuyan ve de düşünen bir kadın olarak örtünmenin bir
zulüm olduğunu savunan Batılı görüş açısını benimsemiştim.

Yaşadığım bu tesettür tecrübesinden
ve tesettür üzerinde daha da düşündükten sonra bu görüşün uydurma
kasıtlı ard niyetli bir bakış olduğu sonucuna vardım.Kadın kendisi ikna
olarak ve anlayışla tesettüre yöneltildikten sonra tesettür hiç de zulüm
filan değildi.O gün kendi tercihimle örtünmüştüm ve hayatımda kendimi en
ziyade özgür hissettiğim tecrübe oydu.Şimdi kadın olmanın alternatiflerini görüyorum.Giyim tarzımın
başkalarının bana karşı tavırlarını belirlediğini keşfettim. Realitenin bu olması beni
üzüyor. Bu kabul ettiğim bir realite fethedilmektense fethetmeyi tercih ettim.Gördüm
ki tesettür ile örttüğüm kadınlığım değil cinselliğim idi.Cinselliğimin örtülmesi diğerinin
özgürlüğüne imkân tanıyordu.

Bu yazı Los Angeles’taki Kaliforniya Üniversitesi’nin (UCLA) Müslüman
Öğrenciler Derneğinin haber dergisi Al-Talib’de Ekim 1994’te yayınlandı. (O tarihte
Kathy Chin üniversitenin Psikobiyoloji ve Kadın Araştırmaları bölümünün son sınıf
öğrencisiydi







BAŞÖRTÜSÜ :



*YUNANDAN BETER İSLAM DÜŞMANLARI VAR BU
VATANDA BİZİM VATANA HAİNLİK YAPMAMIZ İÇİN ELLERİNDEN GELENİ YAPIYORMİLLET-DEVLET
ARASINI AÇMAYA ÇALIŞIYOR AMA BİZLER NE BU OYUNA GELECEĞİZ NE
DE YUNAN HAYRANI OLACAĞIZ BU VATAN ŞEHİD KANLARI İLE ALINDI
BU VATAN BİZİM ! :

TÜRKİYE'DEN YUNANİSTANDAKİ TÜRK AZINLIK
OKULLARINA TAYİN EDİLEN TÜRK ÖĞRETMENLER TÜRK ÖĞRENCİLERE TÜRBAN YASAĞI KOYUYOR.YUNAN
OKULLARINA GİTMEYİ TERCİH EDEN TÜRK KÖKENLİ KIZ ÖĞRENCİLERE İSE BÖYLE
BİR YASAK UYGULANMIYOR ( SABAH:25.01.2004)

*Yunanistan'da şeriat hukuku

Batı Trakya'da "Çifte hukuk"
uygulanıyor. İsteyen şeri hukuktan isteyen Yunan Medeni Yasası'ndan yararlanıyor.

Müftü kararı
tercih ediliyor AB üyesi Yunanistan'ın çifte hukuk uygulaması talebe bağlı.
Batı Trakya'daki Türk Müslüman azınlık evlenme ve boşanmada müftü kararını
tercih ediyor. ( Bugün Gazetesi : 17.12.2005 )



KÖŞKTEN DIŞLANANLAR SARAYLARDA
AĞIRLANIYOR

*ÇANKAYA'YA BAŞÖRTÜLÜ KABUL EDİLMEYEN BAKAN EŞLERİ ABD BAŞKAN EŞİNİN
ÇAY DAVETLİSİ OLARAK BEYAZ SARAY'A KABUL EDİLİRLER ...

*AVUSTURYA'DA BAŞÖRTÜLÜ KIZ
ÖĞRENCİLER YARGI KARARI İLE ARTIK ORTAOKULDA BAŞÖRTÜSÜ TAKABİLMEKTEDİRLER...! (20.05.2004 TARİHLİ
AKİT GAZETESİ)

*AVUSTURYA CUMHURBAŞKANI FISCHER HOFBURG SARAYINDA VERDİĞİ İFTAR DAVETİNDE EZAN
OKUNUR CEMAATLE NAMAZ KILINIR BAŞÖRTÜLÜLER CUMHURBAŞKANINA HEDİYE VERİR...KAMUSAL ALAN
TARTIŞMASI OLMAZ...! (11.10.3004 )

ABD DIŞİŞLERİ BAKAN YARDIMCISI MAURA HARTY :"
TÜRBANLI ÖĞRENCİ ABD'YE GELSİN ONLARI ABD'DE GÖRMEK İSTERİZ..." ABD'DE OKUYAN
YABANCI ÖĞRENCİLERİN EKONOMİYE KATKISI 13 MİLYAR DOLARLIK BİR SEKTÖR OLUŞTURUYOR...!



BİZLERİ :
BÜYÜK ŞEYTAN'A HOŞGÖRÜLÜ BAKMAYA ZORLAYANLARA LANET OLSUN !



* İNGİLİZ YÜKSEK
MAHKEMESİ ÇARŞAF BENZERİ CİLBAB İSİMLİ BİR KIYAFET GİYDİĞİ İÇİN OKULDAN
UZAKLAŞTIRILAN MÜSLÜMAN ORTAOKUL ÖĞRENCİSİ KIZIN HAKLARININ İADESİNE KARAR VERDİ.AVUKATLIĞINI İNGİLTERE
BAŞBAKANI TONY BLAİR'İN EŞİ CHERİE'NİN YAPTIĞI BANGLADEŞ ASILLI ŞABİNA BEGÜM
(16) İLE İLGİLİ KARAR ÜLKEDEKİ MÜSLÜMAN CEMAATLERİ VE SAYILARI 2
MİLYONU BULAN MÜSLÜMANLAR TARAFINDAN SEVİNÇLE KARŞILANDI.

ŞABİNA BEGÜM YÜZDE 80'İ MÜSLÜMAN
ÖĞRENCİLERDEN OLUŞAN DEMBİGH LİSESİ'NDEN 2002 YILI EYLÜL AYINDA CİLBAB GİYDİĞİ
İÇİN GÖNDERİLMİŞ BU TARİHTEN SONRA HUKUK MÜCADELESİ VERDİĞİ İÇİN EĞİTİMİNE
ARA VERMEK ZORUNDA KALMIŞTI. OKUL TÜRBAN ŞALVAR VE TUNİK TİPİ
GİYSİLERE İZİN VERİYOR.





*İNGİLİZ ORDUSUNDA BAŞÖRTÜSÜ SERBEST (YENİ ŞAFAK:24.12.2003)

*ABD ADALET BAKANLIĞI BAŞÖRTÜSÜNÜ DESTEKLEDİ
( 01.02.2004 : MİLLİYET)

İNGİLİZLER MÜSLÜMANLARI ÇOK MU SEVDİĞİNDEN BUNU YAPIYOR
HAYIR..! BUNUN FARKINDAYIZ. AMA BUNU BİLE YAPMAYAN HALKI MÜSLÜMAN OLAN
DEVLETLERE NE DEMELİ...?!



Almanya’nın Baden-Württemberg eyaleti'nde bir anaokulunda öğretmenlik yaparken
başörtüsü taktığı için işine son verilen Nuray A 8 bin
Euro tazminat alacak.











*LAİK FRANSA :

FRANSA'DA 9.000
ÖZEL OKULUN ÇOĞU KATOLİKPROTESTAN VE MUSEVİ!BU OKULLARIN BÜTÇELERİNİN %90'INI DA
DEVLET KARŞILIYOR.BİR TANEDE İSLAM LİSESİ AÇILDIBAŞÖRTÜSÜ BU OKULLARDA SERBEST! YASAK
SADECE DEVLET ORTA OKULLARINDA ÜNİVERSİTE DE BAŞÖRTÜSÜ SERBEST !

*ALMANYA :

FERESHTA
LUDİN ADLI BAŞÖRTÜLÜ ÖĞRETMEN ALAM ANAYASA MAHKEMESİ KARARI İLE ARTIK
" BAŞÖRTÜSÜ İLE DERS VEREBİLME " HAKKINI KAZANIR ( 25.09.2003
: VAKİT GAZETESİ )

*İNGİLTERE'DE BAŞÖRTÜSÜ YASAKLANDI DİYE YAZAN HÜRRİYET-MİLLİYET-CUMHURİYET'E ...:İNGİLTERE'DEKİ
VAKANIN GERÇEKTE NE OLDUĞUNU ANLAYALIM: OKUL VE FORMA DEYİNCE AKILLARINA
OTORİTERLİK VE BAŞÖRTÜSÜZLÜK GELEN BİZİM GAZETECİLERİN ARAŞTIRMADIKLARI VEYA BİLEREK YAZMADIKLARI
HUSUS BU OKULUN FORMASININ VELİLERİN DE KATILIMIYLA VE BAŞÖRTÜSÜNE DE
İZİN VEREN BİR ŞEKİLDE BELİRLENMİŞ OLMASIDIR. BUNUN DIŞINDA İNGİLTERE'DE ZATEN
BAŞÖRTÜSÜNE İLİŞKİN BİR YASAK OLMADIĞI ORDU VE POLİS TEŞKİLÂTLARINDA DAHİ
DİNÎ İNANÇLARINDAN DOLAYI İNSANLARIN FARKLI KIYAFETLER GİYEBİLDİĞİ BİLİNMELİDİR. BEGUM OKULCA
KABUL EDİLEN TESETTÜR BİÇİMİNİN DIŞINA ÇIKARAK SADECE EL VE YÜZÜNÜN
GÖRÜNDÜĞÜ BİR TÜR ÇARŞAF GİYMESİNE İZİN VERİLMEDİĞİ İÇİN MAHKEMEYE BAŞVURUYOR.
MAHKEME DE TESETTÜR VEYA TÜRBANI YASAKLAMIYOR OKULUN TAYİN ETTİĞİ VE
BAŞÖRTÜSÜNE DE İZİN VEREN FORMANIN DIŞINDA GİYDİĞİ KIYAFETE OKUL İDARESİNİN
GETİRDİĞİ YASAĞI TASDİK EDİYOR. BURADAKİ GEREKÇE DE KIYAFETİN LAİKLİĞE AYKIRI
OLMASI DEĞİL OKULDAKİ DİĞER MÜSLÜMAN ÖĞRENCİLERİN ANCAK BEGUM'ÜN KIYAFETİYLE DAHA
İYİ MÜSLÜMAN OLUNACAĞI HİSSİNE KAPILABİLME İHTİMALİNİN YARATACAĞI GERGİNLİĞİN ÖNLENMESİDİR.(TERCÜMAN :N.ILICAK.23.06.2004)
İNGİLTERE'YE DE GAVUR'DAN DAHA AZLA İSLAM'A DÜŞMAN OLAN YERLİLERİNE DE
LANET OLSUN !

*CHP BEŞİKTAŞ BELEDİYE BAŞKANI BAŞÖRTÜLÜ FOTOĞRAF VEREN 40
ÇİFTİN HİÇBİRİNİN NİKAH İŞLEMİNİ GERÇEKLEŞTİRMEZ... ELLERİNE KOZ GEÇSE DAHA NELER
YAPAR DEMOKRAT ÇAĞDAŞLAR...BUNLAR İPUCU...

*A.NECDET SEZER :" LAİKLİĞİN OLMADIĞI YERDE ÖZGÜRLÜKTEN
SÖZ EDİLEMEZ ." (06.01.2004)

YANİ LAİK OLMAYAN ;ABD İNGİLTERE KANADA İSPANYA
İTALYA İSVEÇ JAPONYA AVUSTRALYA YUNANİSTAN...'DA ÖZGÜRLÜK YOK MU ONLAR BİZDEN
DAHA MI AZ ÖZGÜR ... ?!

BİZİ GAVUR SAVUNUCUSU YAPANLAR UTANSIN !





















TÜRKİYE’DE “BAŞÖRTÜSÜ” VE “KAMUSAL ALAN” TARTIŞMALARI YAPILIRKEN AB
ÜYESİ İTALYA’NIN MİLANO KENTİNDE BULUNAN BİR LİSE MÜSLÜMAN ÖĞRENCİLER İÇİN
AYRI BİR SINIF AÇMAYI KARARLAŞTIRARAK İTALYA’DA BİR İLKE İMZA ATTI.
ÖĞRENCİLER SINIFA BAŞÖRTÜLERİYLE GİREBİLECEKLER.MÜSLÜMAN VELİLERİN TALEBİ ÜZERİNE OKUL İDARESİNİN KARARIYLA
BAŞLATILACAK UYGULAMADA SINIFTAKİ ÇARMIHA GERİLMİŞ HZ. İSA FİGÜRÜNÜN KALDIRILMASI MÜSLÜMAN
KIZ ÖĞRENCİLERİN BAŞÖRTÜLERİYLE DERSLERE KATILMALARI VE BEDEN EĞİTİMİ DERSLERİNİ DİĞER
ÖĞRENCİLERDEN AYRI BİR SAATTE YAPMALARI ÖNGÖRÜLÜYOR. GEÇEN HAFTA CAMPANİA BÖLGESİ
YETKİLİLERİ DE; MÜSLÜMAN ÖĞRENCİLERİN BULUNDUĞU OKULLARDA RAMAZAN VE KURBAN BAYRAMLARININ
DA RESMİ TATİL İLAN EDİLMESİ KARARINI ALMIŞLARDI.

CUMHURBAŞKANI AHMET NECDET
SEZER “ÇANKAYA KÖŞKÜ KAMUSAL ALANDIR BURAYA BAŞÖRTÜLÜLER GİREMEZ” DİYEREK AK
PARTİLİ MİLLETVEKİLLERİNİ VE BAKANLARI 29 EKİM RESEPSİYONUNA “EŞSİZ” DAVET EDERKEN
AVRUPA BİRLİĞİ ÜYESİ AVUSTURYA’DA ÖRNEK BİR DAVET GERÇEKLEŞTİ. VİYANA EYALET
BAŞBAKANI RAMAZAN’IN İLK GÜNÜNDE HÜKÜMET VE PARLAMENTO BİNASINI MÜSLÜMANLARA TAHSİS
ETTİ. ÜLKESİNDEKİ MÜSLÜMANLARA İFTAR DAVETİ VEREN AVUSTURYALI BAŞBAKAN’IN YEMEK MASASINDA
MÜFTÜ VE İKİ BAŞÖRTÜLÜ MÜSLÜMAN HANIM DA VARDI. BAŞBAKAN’IN HEMEN
ARKASINDA İSE SARIKLI BİR MÜSLÜMAN DA AFİYETLE İFTARINI AÇTI. BU
DAVET ÜLKEDE HOŞGÖRÜ İLE KARŞILANDI YAYINLANAN FOTOĞRAFLAR KARŞISINDA DA KIYAMET
KOPMADI. ( 28.10.2003 TARİHLİ GAZETELER )







YÖK BAŞKANI TECİZ ÜNİVERSİTELERDE BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI KONUSUNDA : " ÇAĞDAŞ
DEĞERLERİN BULUNDUĞU ÜLKELERLE FARKLI BİR KONUMDA DEĞİLİZ !!! " DERKEN
AVRUPA - FRANSA DAHİL !- VE ABD'DE ÜNİVERSİTELERDE BAŞÖRTÜ YASAĞI
YOK !







AİHM'NİN - BATI MANTALİTESİNİN - İSLAM'A BAKIŞI !



*SİHLERİN TÜRBA'NINA ONAY VERİRKEN BAŞÖRTÜSÜNÜ YASAKLAYAN PKK LEHİNE
KARARLAR VERİRKEN REFAH PARTİSİNİN KAPATILMASINI ONAYLAYAN BU BAKIŞ AÇISI EN
SON derslere sakallı geldiği gerekçesiyle Kocaeli Üniversitesi'nden uzaklaştırılan Mahmut Tığ'ın
başvurusunu reddetti. (01.07.2005 )



* Leyla Şahin dâvâsında Diyanet bünyesindeki Din İşleri
Yüksek Kurulu'na danışma gereği duymayan AİHM 27 Haziran 2000'de 'Musevi
mağdurlar' için; hem Fransa Hahambaşı J.Struk'tan hem de Paris Yahudi
Fetva Kurumu'ndan görüş istemiş ve kararını da 'onların fetvaları' paralelinde
vermiş... 6 Aralık 1982'deki bir 'boşanma' dâvâsında da Fransa Hahambaşılığı'ndan
görüş isteyen AİHM kararını da fetva doğrultusunda vermiş!..

* GÖZARDI EDİLEN
LAIK KURALLAR :Bir devlet kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığı üç
kere “Başörtüsü dinin emridir” şeklinde fetva vermiştir. Zaten aksini değil
başkanlık müslümanım diyen hiçbir kimse söyleyemez. Çünkü bu bir iman
meselesidir. Mustafa Kemal Atatürk de Söylev ve Demeçlerde “Dinimizin tavsiye
ettiği tesettür; hem hayatımıza hem de fazilete uygundur” demiştir. Annesi
Zübeyde Hanım ve eşi Latife Hanım’ın başörtüsüz bir tek resmi
yoktur. Atatürk’ün kadın kıyafeti ile ilgili bir inkilabı da mevcut
değildir. Anayasamızın 24. maddesi de: “Herkes vicdan dini inanç ve
kanaat hürriyetine sahiptir. Kimse ibadete dini ayin ve törenlere katilmaya
dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz. Dini inanç ve kanaatlerinden
dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.” şeklindedir.






BENZER KONULAR ( Kuranı, Kerimdeki, Yasak, Ve )
Konu
yasak 18 (15091)
www.yasak18.com (16606)
yasak aşk sözleri (17056)
yasak 18 com (17452)

BENZER KONULAR ( Kuranı, Kerimdeki, Yasak, Ve )
Konu
kuranı kerimdeki yasak ve emirler (1526)
kuranı kerimdeki yasak ve emirler, kurani kerimde erkegin görevleri, Kuran-i kerimdeki emirler yasaklar, büt okulca tabiri ne demek, kuran-ı kerimdeki görevlerimiz, kuranı kerimde yasaklar, kuranı kerimdeki yasaklar, kuranı kerimin emirleri, kuranı kerimde eğitici ilkeler ile ilgili bilgi, kuranı kerimin yasakları,
yasaklımsın (3653)
yasaklımsın,
dinimizde yasak aşk (4679)
dinimizde yasak aşk, dindeki yasak konular,
kuranı kerimin bize öğrettiği konuşma adabı (5092)
kuranı kerimin bize öğrettiği konuşma adabı, kuranı kerimin adapları, PEYGAMBERİMİZİN ADAPLARI, konuşma adapları, KONUŞMA ADABI ile ilgili ayet hadis, güzel konuşma adabı hz.ali, Kuranı kerimdeki konuşma duası, konuşma konusunda ayet ve hadisler, Resulullahın konuşma adabı, konuşma adabı ayetleri,
kuranın evrenselliği (5586)
kuranın evrenselliği,
dinimizde kuranın yeri (6525)
dinimizde kuranın yeri, domuz arapca ne demek, kuranın türkçeye çevrilmesi, kelimelerin yerini kaydiran yahudiler, osmanlı kuran çeviri, osmanlı kuranın yeri, osmanlı döneminde matbaanın yeri, kuran ın türk kültüründeki yeri, kuranın türk kültüründeki yeri, örgüde hayvan işlemesi dinde yeri,
kuranı kerimde hz isanın gelişi (6572)
kuranı kerimde hz isanın gelişi, hz isa gelişi, hz.isanın gençliği, H İSA GELİŞİ, HZ. İSANIN GELİŞİYLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER, H İSA HAKINDA HADİSLER, HZ.İSANIN GELECEĞİNİ İNKAR EDENLER, hz isanın gelişi ile ilgili hadis ve ayetler, hz. isa nin gencligi, isanin gelecegi,
yasaklı köpekler (7501)
yasaklı köpekler, yasak köpek ırkları, yasak köpekler, yasaklanan köpek türleri, yasak köpek, yasaklı köpek, yasaklanmış köpek ırkları, yasaklanan köpek ırkları, köpek yasak, yasaklanan köpek,

fatihdernegi.org ( Kuranı, Kerimdeki, Yasak, Ve )
Konu
kuranı yırtıp maymun olan kız (1281)
sezen aksu ben sana tutsak sen bana yasak (4258)
yüce allah kuranı kerimi niçin göndermiştir (4312)
yasak aşk hikayeleri (4823)

Warning: mysql_num_rows(): supplied argument is not a valid MySQL result resource in /home/cennetul/public_html/wiki.php on line 892
Yararlı Linkler ilaxxycenn
yasak ask siir
garip yasaklar
kurani kerimdeki isimlerin anlami
dinde yapilmasi istenilen terki de yasaklanan isler
kuran i kerimdeki butun gunah ve sevaplar
Önceki Konu : mason işaretleri
Sonraki Konu : meryem suresinin önemi
bycennetulbakix

nukro