Kuran-i Kerİmde TesettÜr
BAŞÖRTÜSÜ ESKİ YAHUDİ İSEVİ GELENEKLERİNDE
DE ELBETTE | (...) YaSaKLıMSıN
(...) Dinde Taviz Yasak
Cenab-ı |
| VARDI...HATTA GÜNÜMÜZDE DE RAHIBELER HALA BAŞÖRTÜLÜDÜRLER...AMA BU BAŞÖRTÜSÜNÜN
ONLARDAN ALINDIGINI | Hak dininden zerre kadar tâviz verilmesini yasakladığı gibi tâviz vermeye |
| GÖSTERMEZ! AKSINE YÜCE RABBİMİZİN YAHUDİ VE ISEVİ-HIRİSTİYANLARA DA
AYNI EMIRLERI- | ednâ yani zerre kadar meyli de yasaklamaktadır. Bu hususta birinci |
NAMAZ TESETTÜR...- GONDERDİĞİNİ AMA BİR ÇOK BOZULAN EMİR-YASAKLAR
ZİNCİRİ İÇİNDE | muhatap olarak Peygamber Efendimizi (asm) almakta ve tâviz vermesi durumunda |
BAŞÖRTÜSÜNÜN BOZULMADAN KALDIĞININ İŞARETİDİR...BU KONUDA SİTEMİZDEKİ YAZIYA MÜRACAAT
LÜTFEN !
| onu şiddetle cezalandıracağını beyan buyurmaktadır. Bu konu ile ilgili âyet-i |
| kerimelerin meâline muteber tefsirlerde yer aldığı şekliyle bakalım:
“Habibim! Biz inâyet-i |
|
| İlâhiyemizle seni hak üzere sabit kılmamış olsaydık onların hud’alarının kuvvetine |
|
| binâen tekliflerini kabule meyleder ve azıcık yaklaşırdın.” Yani; meyletmedin velâkin |
|
| hilelerinin kuvveti meyletmeye yaklaştırdı velâkin biz himaye ettik sen de |
T E S E T T Ü
R
| yaklaşmadın.” (Hülasatü’l Beyan İsrâ Sûresi / 74)
“Eğer onların hud’aları üzerine |
| "Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar;
namus ve | sen azıcık meyletmiş olsaydın biz sana dünyada azab-ı dünyanın iki |
iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere zinetlerini
teşhir etmesinler. | katını ve âhirette azab-ı âhiretin iki katını tattırırdık ve biz |
Baş örtülerini yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları babaları
kocalarının babaları | iki kat azabı tattırdıktan sonra sen bizim üzerimize bir yardımcı |
kendi oğulları kocalarının oğulları erkek kardeşleri erkek kardeşlerinin
oğulları kız | bulamazsın.” (Hülasatü’l Beyan İsrâ Suresi / 75)
“Eğer Muhammed bazı sözleri |
kardeşlerinin oğulları kendi kadınları (mümin kadınlar) ellerinin altında
bulunan (köleleri) | bizim üzerimize yalan olarak söylemiş olsaydı biz onu kemal-i kudretimizle |
erkeklerden kadına ihtiyacı kalmamış (cinsî güçten düşmüş) hizmetçiler
yahut henüz | tutardık ve sonra onun kalb damarlarını keserdik.” (Hülasatü’l Beyan Hâkka |
| kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına
zinetlerini göstermesinler. | / 44-45-46)
“Eğer sizin dediğiniz gibi olsa sizden hiçbir kimse Muhammed’den |
Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar.
Ey müminler! | benim muâhezemi men’ edecek yoktur.” (Hülasatu’l Beyan Hâkka / 47)
“Ya |
Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz."
(Nur Suresi | Ekrem-er Rusül! Seni tekzib edenlere itaat etme.” (Hülasatü’l Beyan Kalem |
31)
"Ey Peygamber! Hanımlarına kızlarına ve müminlerin kadınlarına
(bir ihtiyaç | / 8)
“O kâfirler isterler ki sen onlara müdara etsen de |
| için dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini üstlerine almalarını
söyle. Onların | onlar da sana müdara etseler.” (Hülasatü’l Beyan Kalem Suresi / |
tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur.
Allah bağışlayandır | 9)
“Ey Nebiyy-i Zişan! Allahu Teâla’ya ittikaya devam et kâfirlerle münafıkların |
esirgeyendir." (Ahzab: 59)
Sadece başörtüsü değil
dış giysi | sözlerine iltifat etme. Zira; Allahu Teâla senin nübüvvetle liyakatini bilir |
(cilbab) da ALLAH’ın emridir.
| ve hakkında ihsanı hikmetine muvafıktır.” (Hülasatu’l Beyan Ahzab / 1)
“Ya |
|
| Ekrem-er Rusül! Rabbinden sana vahyolunan ahkâm-ı Kur’an’a ittiba’ et. Zira; |
|
| Allahu Teâlâ sizin amelinizin her cüz’ünü bilir.” (Hülasatü’l Beyan Ahzab |
|
| / 2)
“Habibim! Kâfirler ve münafıklara itaat etmemekte devam et onların |
|
| sözlerini dinleme tebliğde müdaratı ve onlara muhalefetinden dolayı onlar tarafından |
|
| sana gelecek ezayı sen terket ve müteezzi olma işini Allah’a |
|
| tefviz et korkma. Zira; seni ve umurunu muhafaza ve sana |
|
| vekil yönünden Allahu Teâla kâfi oldu.” (Hülasatü’l Beyan Ahzab / |
|
| 48)
Âyet-i kerimeler bu kadar açık ve net iken bazı Müslümanlara |
| ne oluyor ki dinde kendi kafalarına göre alabildiğine tâviz veriyor. |
|
| Tesettür-ü şer’i belli iken kendi kafalarından tesettür târifi yapıp tatbike |
|
| revaç veriyor. Dinin birçok temel hükmünü kendi kafasına göre yorumlayıp |
|
| değiştirmeye kalkıyor. Allahu Azimüşşan’ın azabından korkmuyorlar mı? Evet cahil cesur |
|
| olurmuş. Ama cesaretin böylesine de pes doğrusu demek lazım...
|
|
| |
|
| |
|
Tesettür | |
farz mıdır?
"Mutlak tesettür (örtünme)" ile başörtüsü aynı âyetlerde
ve aynı | |
| üslûb içinde hükme bağlanmıştır. Örtünme emrinin kadının başını
da içine | |
| alıp almadığı bütün devirlerde konuşulmuş ve hür müslüman
kadının baş | |
ve saçlarının avret olduğunda örtülmesi gerekli bulunduğunda örtünme
emrinin bu | |
uzuvları da içine aldığında ittifak edilmiştir. Bu hüküm
bütün fıkıh | |
kitaplarının namaz bahsi ile helal-haram konularına ayrılan "kerâhiye
hazr ve | |
| ibâha" bahislerinde yazılmıştır. Kur'ân-ı Kerîm'de ve hadîslerde baş
dahil olmak | |
| üzere avret yerlerinin örtülmesi ile ilgili emir ve
talîmatın bağlayıcı | |
(vücûb için) olduğunda ittifak edildiğini "özellikle ittifaklı meseleleri
toplayan" icmâ | |
| kitaplarında da görmek mümkündür. Burada birkaç icmâ kitabından
nakiller yapmakta | |
| fayda görüyoruz: "Ergenlik çağına gelmiş hür ve müslüman
bir kadının | |
| namaz kılarken başını örtmesi gerektiğinde va başı tamamen
açık olarak | |
| namazını kılmış olması halinde namazı iade etmesinin gerekli
bulunduğunda müctehidler | |
ittifak etmişlerdir." (İbnu'l-Munzir el-İcmâ' s. 41) Bu ifadede
"namaz kılarken" | |
kaydı vardır bu kayıt bizi yanılgıya düşürmemelidir; çünkü
meselemiz kadının | |
avret yerlerinin tesbitidir namazda örtülen yerler avret yerleridir
ve yukarıdaki | |
| ifade başın avret olduğunu açıklar ve kesin olarak
ortaya koymaktadır. | |
(Ayrıca bak. Cessâs Ahkâmu'l-Kur'ân c. III s. 316)
"Kadının eli | |
| ve yüzü müstesna olmak üzere bedeni ve saçının
avret (kapatılması | |
gerekli uzuv) olduğunda fıkıh âlimleri ittifak etmişlerdir. Kadının
yüzü elleri | |
| hattâ tırnaklarının avret olup olmadığı konusunda ise görüş
farkları (ihtilâf) | |
vardır." (İbn Hazm Merâtibu'l-icmâ s. 29) "İlim sahipleri
namaz kılarken | |
kadının başını örtmesi gerektiği başı tamamen açık olarak
kıldığı namazı | |
yeniden kılması icabettiği hususunda ittifak etmişlerdir. " (İbn
Kudâme el-Muğnî | |
c. I s. 633) "Alimler avret yerlerinin mutlak
olarak (namaz | |
| dışında ve içinde) örtülmesinin farz olduğunda ittifak etmişlerdir.
Ancak bu | |
| örtünmenin namazın sıhhat şartı olup olmadığı konusu ile
avret yerlerinin | |
| sınırlandırılması konusunda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir... Kadının el
ve yüzü | |
| hariç bütün vücudunun avret olduğu ulemâ çoğunluğunun görüşüdür.
(Geriye kalan | |
müctehidlerden) Ebû Hanîfe'ye göre ayakları da avret değildir
Ebû Bekr | |
| b. Abdurrahman ve Ahmed b. Hanbel'e göre kadının
bütün vücudu | |
avrettir." (İbn Rüşd Bidâye c. I s. 98-90)
Bu nakillerde | |
kadının saçları avret değildir diyen bir âlimin bulunmadığı
başka bir | |
| deyişle kadının başının örtülmesi gerektiğinde ittifak ve icmâ
bulunduğu açıkça | |
görülmektedir. Bu icmâ ve ittifakın dayanağı âyet olsun
hadîs olsun | |
| fark etmemektedir; icmâ bu nasların delâlet ve hükmüne
kesinlik kazandırmaktadır. | |
Hicrî üçüncü asrın ikinci yarısında yaşayan Taberî (v.
33210/992) dördüncü | |
asırda yaşayan Ebû Bekri'r-Râzî el-Cessâs (v. 370/980) beşinci
asırda yaşayan | |
Şâfiî mezhebinden el-aaaâ el-Herrâsî (v. 504/1110) çağdaşı Mâlikî
mezhebinden İbnu'l-Arabî | |
| (v. 543/1148) gibi birinci veya ikinci dereceden müctehid
veya mezhebe | |
bağlı âlimlerin ahkâm âyetleri ile ilgili tefsirleri elimizdedir.
Bu tefsirlerde | |
örtünme ile ilgili âyetlerin mânâ ve hükümleri incelenmiş
üzerinde birleşilen | |
noktalar ile ihtilâf edilen hususlar açıkça kaydedilmiştir. Bunlara
dayanarak konunun | |
| ne zamandan beri tartışıldığını ve kimin ne dediğini
tesbit etmek | |
| kolaylıkla mümkün bulunmaktadır. Bizim tesbitlerimize göre sahâbe müfessirlerinden
günümüze kadar | |
her asırda yapılan ve kısmen yazılan tefsirlerde "hür
müslüman kadınların | |
el yüz ve ayakları hariç bütün vücutlarının avret
olduğu örtülmesi | |
| gerektiği konusunda sözbirliği ve görüş beraberliği vardır. Nûr
ve Ahzâb | |
sûrelerinde yer alan âyetleri ile bunları açıklayan hadîslerin
"yüz el | |
| ve ayaklar" dışında kalan yerlerin örtülmesi gerektiğini kesin
ve bağlayıcı | |
| olarak ifade ettiğinde birleşilmiştir. Hiçbir fakîh "Başın veya
örtülmesi gereken | |
diğer yerlerin dünya hayatında faydası bulunduğu için ve
âdete dayalı | |
olarak örtülmesi tavsiye edilmiştir fayda ve âdet değişirse
örtülmeyebilir." şeklinde | |
bir görüş ileri sürmemiş müctehidler bu konudaki talîmatın
devamlı ve | |
bağlayıcı olduğunda birleşmişlerdir. Örnek olarak bak. (Taberî Câmi'u'l-beyân
c. XVIII | |
s. 82 vd; Cessâs Ahkâmu'l-Kur'ân c. III s.
314 vd.) | |
| Kadının saçı ve başı dahil olmak üzere örtünmesinin
gerekli ve | |
| bu konudaki emir ve talîmatın bağlayıcı olduğunu müfessir
ve fıkıhçılar | |
nereden çıkarmışlardır? Bir kere "Emir vücûb içindir bağlayıcıdır;
aksine bir | |
| işaret bulunmadıkça böyle yorumlanır." diyen usulücülere göre ortada
bir problem | |
| yoktur; Allah ve Rasûlü kadın ve erkeğin belli
yerlerinin örtülmesini | |
| emretmiş ve istemişlerdir; baş ve saç da örtülmesi
gereken yerler | |
içindedir bu emirler de bağlayıcı olduğuna göre örtünmek
(başörtüsü türban... | |
kullanmak) gereklidir farzdır dinin vazgeçilmez bir isteğidir. İmam
Gazzâlî gibi | |
"Emrin bağlayıcı olup olmadığı belli değildir bunun için
ayrıca bir | |
delil karîne ve işarete ihtiyaç vardır meselâ oruç
emri bağlayıcıdır; | |
çünkü seferde ve hastalık yüzünden tutamayanların nasıl tutacakları
anlatılmış böylece | |
| bağlayıcı olduğuna işaret edilmiştir..." diyenlere göre de bu
konuda bir | |
| kapalılık ve problem yoktur. Çünkü Allah Teâlâ örtünme
ile ilgili | |
| âyetlerde şöyle bir seyir takip etmiş ve arka
arkaya açüıklamalar | |
getirmiştir: a) Erkeklerin gözlerini haramdan korumalarını iffetlerine sahip
olmalarını istemiş | |
| ancak bu davranışın onları ruhen temiz kılacağını bildirmiştir.
b) Kadınların | |
da gözlerini haramdan (cinsî arzuyu uyandıracak yerlere bakmaktan)
sakınmalarını iffetlerini | |
korumalarını emretmiş hemen bunun arkasından zarûrî olarak açıkta
kalanlar (eller | |
ayaklar ve yüz) müstesnâ bütün vücudu kapatmalarını güzel
ve çekici | |
| yerlerini (zînet) nâmahreme açıp göstermemelerini istemiştir. c) Başörtülerini
boyun ve | |
| göğüslerini örtecek şekilde bağlamalarını emretmiştir. d) Örtülecek ve
açıkta bırakılacak | |
| yerleri sınırladığı gibi vücudunu kimlere karşı örteceğini ve
kimlere karşı | |
| açabileceğini ayrıntılı olarak açıklamıştır. e) Son âyetin sonunu
"Ey mü'minler! | |
| Hep birden Allah'a tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!"
şeklinde getirmiştir; | |
bu ifade gerek daha önceki davranışlar ve gerekse
bu âyet | |
geldikten sonra ona uymayan hareketlerin günah olduğuna bunlardan
kurtulmak için | |
| Allah'a tövbe edilmesi gerektiğine işaret etmektedir. (Nûr: 24/29-31)
f) Bu | |
âyetler nâzil olunca müslüman kadınlar bulundukları yerden ayrılmadan
etekliklerinin uygun | |
| yerlerini yırtarak başörtülerini bununla bağlamışlar ve bundan sonra
hiç aksatmadan | |
bu emri yerine getirmişler Hz. Peygamber (s.a.) de
bu âyetin | |
uygulanmasını titizlikle takip etmiştir. Bütün bu karîne delil
ve işaretler | |
| konumuz olan örtünme emrinin bağlayıcı olduğunu kesin olarak
ortaya koymaktadır. | |
| Bu emir âdete de bağlı değildir; çünkü o
zaman cârî | |
olan âdeti olduğu gibi bırakmak için değil değiştirmek
ve ıslâh | |
etmek için gelmiştir başörtülerini omuzlarından arkaya atarak boyun
ve göğüslerini | |
açıkta bırakan cahiliye kadınlarına yeni bir örtünme şekli
öğretmiş İslâmî | |
örtüyü tarif etmiştir." H.Karaman
Namaz ne kadar farz
ise tesettür | |
de o kadar farzdır. Zekat ne kadar Allah'ın
emri ise | |
| örtünme de o kadar Allah'ın emridir. Oruç ibadeti
nasıl tüm | |
semavi şeriatlarda varsa tesettür de tüm semavi şeriatlarda
vardır. Bu | |
| nedenle aşağıdaki iddia geçerliliğini kaybetmektedir : "Türbanı bir
islami sembol | |
sananlar yanılıyorlar çünkü türban eski bir yahudi geleneğidir.
İslam'a da | |
| diğer çoğu yalan gibi hadis ve sünnet kitapları
altında girdi. | |
Dindar yahudi kadınlar hala sinagoglarda düğünlerde ve dinsel
ayinlerde saçlarını | |
| örtmektedirler.Aynı şekilde hıristiyan kadınlar da dinsel törenlerde saçını
kapatırken; rahibeler | |
| her zaman kapatır. Kapanma islam alimleri türban'ı bir
islami sembol | |
ilan etmeden çok önceler yaygındı. Çeşitli dinlere inanan
(müslüman hıristiyan | |
yahudi) geleneksel Araplar o zamanlar başörtüsü giyerlerdi."
Namaz içbüaaa
bir talimatken | |
| örtü dışbüaaa bir talimattır. Birincisinin illeti Kur'an tarafından
"her türlü | |
| haddi aşma ve çirkin davranıştan kişiyi uzaklaştırarak onda
her davranışını | |
gözetleyen bir Allah bilinci oluşturmak" (29.45) şeklinde tanımlanmışken
ikincinin illeti | |
| "iffetin korunması için simge" ve "tanınacak bir kimlik"
(33.59) oluşturmaktadır. | |
Bununla amaçlanan kadını toplumun içinde dişiliğiyle öne çıkan
bir nesne | |
değil kişiliğiyle öne çıkan bir özne kılmaktır. Dolayısıyla
örtü emri | |
| kadının kişiliğinin bir parçası olan mahremiyetine yönelik ihlalleri
peşinen durduran | |
bir önlem kendisini dişiliğiyle değil kişiliğiyle tanımladığını çevresine
bildireceği bir | |
| iletişim biçimidir. Yani bir kimlik ibrazı (en yu'rafne)
yöntemidir.9.2.2002:MİLLİYET : | |
| "... LAF ATICILARIN İTİRAFINDA TÜRBANLILARIN " LAF ATILMAKTAN
MUAF " | |
OLDUKLARI ANLAŞILIYOR."
Örtünmek insânî ve dolayısıyla fıtrîdir. Bu
nedenle hayvanlar | |
örtünmezken insanlar örtünürler. Dolayısıyla örtünme ve çıplaklık arasındaki
tercihi İslamlıktan | |
önce insanlık kriterlerine vurmak dînî çerçeveden önce insanî
ve ontolojik | |
çerçevede tartışmak gerekir.
Bu bilindikten sonra "Örtünmenin sınırlarını
kim belirleyecek?" | |
sorusu gündeme gelir. Bu sorunun "kişisel arzu moda
gelenek toplum | |
devlet inanç" gibi birden fazla cevabı olabilir. Bir
insanı "müslüman" | |
olarak nitelememize yol açan şey onun "Allah'a kayıtsız
şartsız teslimiyeti"dir. | |
Bu teslimiyet şu ön bilgiye/tasavvura dayanır: "Beni yaratan
beni herkesten | |
çok iyi biliyor ve seviyor. O halde onun
bana yaptığı | |
öneriler benim için en hayırlı olandır. Ben kendim
için onun | |
benim için seçip-beğendiğine razı ve teslim oldum."
İşte
insanı Müslüman | |
kılan tasavvur budur. Bu tasavvurdan neş'et etmeyen bir
müslümanlık iddiası | |
Allah'a göre sahte bir iddiadır. Esasen müslüman olmak
söz konusu | |
olduğunda sizin kendinizi ne olarak tanımladığınız değil Allah'ın
sizi ne | |
| olarak tanımladığı önemli ve belirleyicidir. Bunu anlamak için
de sizin | |
müslüman tanımınızın Allah'ın müslüman tanımıyla örtüşüp örtüşmediğine bakmanız
yeterlidir.
Yukarıdaki | |
| tasavvurdan neş'et eden imanıyla bir müslüman "Örtünmenin sınırını
kim belirleyecek?" | |
| sorusuna Allah'tan ve O'nun vahyinden bağımsız bir cevap
arayamaz. Çünkü | |
bir davranışın "İslamî" olması referansının Allah olmasıyla mümkündür.
Eğer Kur'an | |
örtünmenin sınırları konusunda hükümler vaz etmişse bu müslüman
olma iddiasındaki | |
herkesi bağlar. Tabii ki o kimse iddiasında samimiyse.
Samimiyetin ölçüsü | |
| bellidir: Kitaba uymak. Samimi olmayanlara ise tek yol
kalmıştır: "Kitabına | |
uydurmak!" Tarihin tüm samimiyetsizlerine bakınız; kitabına uydurmayı kafaya
koyduktan sonra | |
hangi emre karşı mazeret hangi yasağa kılıf bulunamaz
ki? İnsan | |
| istedikten sonra; dinin en temel kurallarının tam aksine
'fetva' verecek | |
bir merci bulur. Hatta bir inanç sistemini onun
esaslarını aaafi | |
yoruma tabi tutarak tam tersi bir işleve büründürebilir.
Burada dikkat | |
| edilmesi gereken bir nokta da; müslüman olmanın gerek
şartını yerine | |
getirenlerin başörtüsü veya örtünme konusundaki eksikliklerinin onları İslam
dairesi dışına | |
çıkarmadığı gerçeğidir. Bunların İslami terminolojideki karşılığı kafir değil
günahkârdır. Öyleyse | |
yapılması gereken bu kardeşlerimizi dışlamamak bunları kucaklamaktır. Toplumu
kamplaştırmak isteyenlerin | |
| arzusunun bunun tersi olduğu unutulmamalıdır. O açıdan böyle
bir oyuna | |
gelinmemelidir.
Tefsircilerin nakline göre cahiliye kadınları da hiç
baş örtüsü | |
kullanmaz değillerdi. Fakat yalnız enselerine bağlar veya arkalarına
bırakırlar yakaları | |
önden açılır gerdanları ve gerdanlıkları açığa çıkardı zinetleri
görünürdü. Demek | |
ki son zamanlarda asrîlik sayılan açık saçıklık böyle
eski bir | |
| cahiliye âdeti idi. İslâm böyle açıklığı yasaklayıp baş
örtülerinin yakalar | |
üzerine örtülmesini emir ile tesettürü farz kılmıştır.
Cahiliyet
devrinde | |
Arap kadınlarının iki adeti vardı :
Başörtülerini başlarına
örtüp iki | |
omuzları arasında arkaya doğru sarkıtarak boyunlarını tamamen göğüslerininde
bir kısmını | |
açık bırakırlardı.
Süslendikten sonra evlerinden çıkıp yabancı erkeklerle
karışık gezip | |
otururlardı.
İslam'dan sonra Medine'de hicab ayeti gelene
kadar bu | |
| iki adet devam etti. Hz.Aişe hicab ayet-i geldikten
sonra müslüman | |
hanımların durumunu şöyle anlatır: "Vallahi ben Allah'ın kitabını
tasdik Onun | |
| indirdiğine iman açısından ensar kadınlarından daha faziletlisini görmedim.
Nur suresinin | |
| örtünme ayeti gelince erkekleri kendilerine varıp Allah'ın indirdiği
ayetleri okumaya | |
| başladılar. Hanımların hepisi Allah'ın emrine uyarak yünden ve
pamuktan yapılmış | |
örtülerine büründüler Resulullah'ın arkasında sabah namazı kılmaya geldiler."
Hicab ve | |
tesettür ayetleri geldikten sonra iki çeşit tesettür farz
kılındı.
Erginlik | |
çağına girdiği andan itibaren her kadının bütün
vücudunu örtmesi | |
mahremlerin dışında hiç kimseye göstermemesi
Meşru bir ihtiyaç
olmadıkça evlerinden | |
dışarı çıkıp namahrem erkeklerle karışık dolaşıp oturmak
Bu
konuda haremlik-selamlık | |
müessesini İslam getirmiştir.
Tesettür kadının dişiliğini değil kişiliğini
ön plana | |
çıkarma onun iffetini şahsiyetini ve saygınlığını korumaya yönelik
başka hikmetler | |
de içermektedir.
Bugün çıplaklığın yaygın olduğu kadının cinselliğinin sömürüldüğü
ülkeler diye | |
tanıtılırken bütün insani değer ve şereflerini koruyarak kadınların
kendilerini örttüğü | |
kendi varlıklarını erkeklerin ihtiraslı duygularına hayvani isteklerini tatminine
sunmadıkları ülkeler | |
gerici yobaz ülkeler diye niteleniyor…
İnsanoğlu maneviyatı için
özel bir | |
müziğe sahip olduğu gibi kendi cinsel zevkleri için
de özel | |
| bir müzik yapmıştır. Hâlbuki su ve ekmek gibi
sadece maddi | |
| gereksinimleri için müzik yaptığı görülmemiştir. Bütün aşkların cinsel
kökenli olduğunu | |
iddia etmiyoruz. Mevlana Yunus Emre vb. şairlerin cinsel
içgüdüleri diliyle | |
konuştuklarını söyleyemeyiz. Ancak şurası açıktır ki yazılan söylenen
şiir ve | |
| gazellerin büyük bir çoğunluğu erkek tarafından kadın için
dile getirilmiştir. | |
Erkeğin kadına olan yönelişinin ekmek ve suya olan
ihtiyaç gibi | |
karnı doyunca tatmin olacak türden olmadığını bilmemiz gerekir.
İslam bu | |
içgüdüye gem vurmak ve hayırlı yola yöneltmek için
tedbirler düşünmüş | |
bu konuda hem kadınlar hem de erkekler için
belli görevler | |
| ön görmüştür. Hem kadının hem de erkeğin uymakla
görevli oldukları | |
bu görevler karşı cinsten olana bakmakla ilgilidir:
Tüm ilahi
dinler insanın | |
| derununda yerleştirilmiş eğilimi esas alarak kadına örtünmeyi farz
bilmişlerdir.İlahi dinlerin | |
sonuncusu ve en mükemmeli olan İslam dini Allah
tarafından insanlığa | |
| gönderilen son din olarak giysiyi insanlığa verilen ilahi
bir hediye | |
olarak nitelemiş kadına farz olan örtünmenin ölçülerini tam
olarak belirlemiş | |
| ve bu vesileyle kadının örtünmesi hususundaki aşırılık ve
ihmalkarlıkları dengelemeye | |
çalışmıştır.
Batıda yapılan propagandanın aksine kadının örtünmesi toplumsal
rolünü yitirmesi | |
| pasif ve uyuşuk bir varlık haline gelmesi anlamında
değildir.Zaten tesettür | |
| dışarıda giyilecek elbiselerin adıdır...Dışarıya ait bir kavramdır tesettür...!Yoksa
evde istediğini | |
kadın giyebilir!
| |
| Tarih 30 Aralık 1980.Din
İşleri Yüksek | |
Kurulu 8 maddelik kararında özetle şunu söyledi:
1. Cenab-ı
Hak kadınların | |
başörtülerini saçlarını başlarını kulaklarını boyun ve gerdanlarını örtecek
şekilde yakalarının | |
üzerine salmasını emretmiştir.
2. Anayasa'da din ve vicdan hürriyeti
güvenceye alınmıştır.
3. | |
Bu hürriyet dindarlara dinin emirlerini hiçbir engele rastlamadan
serbestçe yerine | |
getirebilme hakkı verir.
4. Kadının örtünmesi İslamın hükmü milletimizin
de örfüdür. | |
Tesettürün kanunla sınırlandırılması Anayasa'ya aykırıdır.
5. Birini örtünmeye zorlamak
nasıl kişi | |
| hak ve hürriyetiyle bağdaşmazsa örtünmeyi engellemek de hak
ve hürriyete | |
müdahaledir.
6. Örtünme Atatürk ilkelerine aykırı değildir. Devrim kanunlarında
da kadın | |
| kıyafetiyle ilgili bir hüküm yoktur. Müslümanlar "Ya Allah'ın
emri ya | |
Atatürk ilkeleri" gibi vahim bir tercihle karşı karşıya
bırakılmamalıdır.
7. İmam | |
| hatip liseleri ve Kuran kurslarında kız öğrencilerin başı
açık ibadete | |
zorlanmaları onların vicdanına açık bir baskı teşkil eder.
8.
Bu baskı | |
devletten geliyorsa devlet - millet ilişkisi olumsuz etkilenir.
Sonuç:
"İmam
hatip liseleri | |
yönetmeliğinde dinimizin hükümlerine aykırı hükümler yer alması uygun
olmaz".
Din İşleri | |
Yüksek Kurulu:Hamdi Kasaboğlu'nun başkanlığındaki kurul 10 üye:Recep Akakuş
İbrahim Atay | |
Dr. Ali Arslan Aydın Dr. Ahmet Baltacı Hasan
Ege Kemal | |
Güran Yakup İskender Mehmed Kaymakçı İrfan Yücel...
| |
|
| |
|
| |
|
| |
|
| |
|
BİR | |
TESETTÜR HİKAYESİ
Uzun beyaz elbisemle ve iki-üç
santim uzunluğundaki | |
| siyah saçlarımla bir öğle sonrası sokakta yürüyordum ve
kamyon şoforleri | |
| ıslık ve bağırmalarıyla beni rahatsız etmişlerdi. Kendimi yenilmiş
hissettim.Kuaför salonundan | |
| daha şimdi çıkmıştım. Saçlarımı bir erkek gibi kestirmiştim.Kuaför
kestiği her | |
tutamdan sonra kendimi nasıl hissettiğimi soruyordu.Korkmamıştım ama bir
organımın kesiliyor | |
olduğu hissine kapılmıştım.Hayır; bu herhangi bir saç kesimi
değildi.Saç kestirmekten | |
çok daha fazla şey ifade ediyordu. Saçımı kestirerek
erkeksi bir | |
şekilde görülmeye çalışmıştım. Dişiliğimi imha etmek istemiştim. Yine
de bu | |
bazı erkeklerin bana bir cinsel aaaa olarak davranmasını
engellememişti.Yanılmıştım. Problem | |
benim dişiliğim değildi. Problem cinselliğim daha doğrusu bazı
erkeklerin genetiğimden | |
yola çıkarak bana yakıştırdıkları bir cinsellikti.Bana karşı benim
gerçekten kim | |
olduğuma göre davranmıyor; kendilerinin beni gördükleri üzere davranıyorlardı.Peki
ben kim | |
olduğumu bildikten sonra onların beni nasıl gördüklerinin önemi
var mıydı? | |
Evet vardı. Kadınları sadece cinsel aaaa olarak gören
erkeklerin genellikle | |
onlara karşı saldırgan bir tavır sergilediğine meselâ tecavüze
yeltendiklerine veya | |
dövdüklerine inanıyordum. Cinsel taciz ve saldırı sadece korkum
da değildi; | |
| aynı zamanda başıma gelmiş şeylerdi bunlar. Bir keresinde
tecavüze uğramıştım.Bana | |
saldıran erkekler yüzünden yaşadıklarım bende öfke ve hayal
kırıklığına sebep | |
| olmuştu. Bana yönelik bu şiddeti nasıl durdurabilirdim? Erkeklerin
beni bir | |
kadın olarak değil de bir cinsel aaaa olarak
görmelerini nasıl | |
| engelleyebilirdim? Bu ikisini eşit görmelerini nasıl durdurabilirdim?Başıma gelenlerden
sonra hayata | |
nasıl devam edebilirdim?Yaşadıklarım beni kimliğimle ilgili sorularla başbaşa
bırakmıştı.Sadece Çin | |
| kökenli Amerikalı kadınlardan bir başkası mıydım ben? Önceleri
kimliğim konusunda | |
bir karara varmam gerektiğini düşünürdüm.Şimdi ise kimliğimin sürekli
değiştiğini farkediyordum.
| |
|
| |
|
| |
|
| |
|
| |
|
| |
|
| |
ÖRTÜNME TECRÜBEM
Bu noktada
özellikle eğitici | |
olan bir tecrübem bir gazete projesinin bir parçası
olarak Crenshaw | |
| Bulvarında üç Müslüman erkekle birlikle bir Müslüman kadın
olarak ‘giyinerek’ | |
dolaştığım zaman gerçekleşti.Beyaz uzun kollu pamuklu bir gömlek
kot spor | |
| ayakkabısı ve Müslüman bir bayandan ödün aldığım çiçekli
ipek bir | |
başörtüsü giyinmiştim. Kendimi sadece Müslüman kadın görünümünde görmüyor
öyle de | |
hissediyordum.Tabiî ki gerçekte hep mesture olmanın neler hissettirdiğini
bilemezdim çünkü | |
İslâmî bir eğitim almamıştım.Yine de insanlar beni Müslüman
kadın olarak | |
| algıladılar ve bir cinsel obje olarak görüp bana
karşı sarkıntılıkta | |
bulunmaya yeltenmediler.Erkeklerin bakışlarını daha önceden olduğu gibi üzerimde hissetmedim.
Tamamen örtünmüş | |
| vaziyetteydim; yalnızca yüzüm görünüyordu.İçeride kibar bir zenci Müslüman
bana ‘kardeş’ | |
| diye hitap etti ve nereden geldiğimi sordu.Ona aslen
Çinli olduğumu | |
| söyledim. Hangi milletten olduğumun onlar için pek önemli
olmadığını farkettim.Aramızda | |
bir tür yakınlık vardı çünkü beni bir Müslüman
olarak görmüştü. | |
Ona gerçeği nasıl söyleyeceğimi bilemedim çünkü gerçekte öyle
olup olmadığımdan | |
emin değildim.
Aynı kıyafetle Afrika mücevherleri ve mobilyaları satan
bir mağazaya | |
| girdim. Orada bir başka beyefendi bana Müslüman olup
olmadığımı sordu.Nasıl | |
cevap vereceğimi bilemediğimden sadece bakıp gülümsedim.Karşılık vermemeyi tercih
ettim.
| |
|
| |
|
| |
|
| |
| ÖRTÜLÜ OLMAM BAŞKALARININ
BANA KARŞI | |
TUTUMUNU DEĞİŞTİRDİ
Mağazanın dışında birlikte olduğumuz Müslümanlardan birine “Ben
Müslüman mıyım?” | |
diye sordum. Bana aslında nefes alan ve teslim
olan herşeyin | |
öyle olduğunu izah etti. Müslüman olmuş olabileceğime ama
bunu bilmediğime | |
hükmettim.Kendimi o şekilde isimlendirmemiştim henüz.İslâm hakkında Müslüman olduğumu
söyleyecek kadar | |
bilgim yoktu.Günde beş vakit namaz kılıyor değildim camiye
gidiyor oruç | |
tutuyor değildim sürekli başımı örtüyor değildim. Yine de
bütün bunlar | |
Müslüman olmadığım anlamına gelmezdi.Bunlar içeride olanın dışarıya doğal
yansımaları idiler.Gördüm | |
ki kendi içimde nasıl olduğum örtülü veya örtüsüz
olmamla değişmiyor.Ama | |
örtülü olmam başkalarının benim hakkımdaki algılamalarını değiştiriyor.Diğerleriyle olan
ilişkilerinizde kendi | |
imajınızın oluşmasını sağlıyor.
| |
|
| |
|
| |
|
| |
|
| |
|
| |
UYDURMA VE KASITLI BİR BAKIŞ
AÇISI
Ben erkeklerden | |
saygı aradığım için örtünmeyi bilinçli olarak seçtim. Önceleri
Kadın Araştırmaları | |
bölümünde okuyan ve de düşünen bir kadın olarak
örtünmenin bir | |
zulüm olduğunu savunan Batılı görüş açısını benimsemiştim.
Yaşadığım bu
tesettür tecrübesinden | |
ve tesettür üzerinde daha da düşündükten sonra bu
görüşün uydurma | |
kasıtlı ard niyetli bir bakış olduğu sonucuna vardım.Kadın
kendisi ikna | |
olarak ve anlayışla tesettüre yöneltildikten sonra tesettür hiç
de zulüm | |
filan değildi.O gün kendi tercihimle örtünmüştüm ve hayatımda
kendimi en | |
ziyade özgür hissettiğim tecrübe oydu.Şimdi kadın olmanın alternatiflerini
görüyorum.Giyim tarzımın | |
| başkalarının bana karşı tavırlarını belirlediğini keşfettim. Realitenin bu
olması beni | |
üzüyor. Bu kabul ettiğim bir realite fethedilmektense fethetmeyi
tercih ettim.Gördüm | |
ki tesettür ile örttüğüm kadınlığım değil cinselliğim idi.Cinselliğimin
örtülmesi diğerinin | |
özgürlüğüne imkân tanıyordu.
Bu yazı Los Angeles’taki Kaliforniya Üniversitesi’nin
(UCLA) Müslüman | |
| Öğrenciler Derneğinin haber dergisi Al-Talib’de Ekim 1994’te yayınlandı.
(O tarihte | |
Kathy Chin üniversitenin Psikobiyoloji ve Kadın Araştırmaları bölümünün
son sınıf | |
öğrencisiydi
| |
|
| |
|
| |
|
| |
|
| |
| |
|
| |
|
| |
|
| |
|
| |
|
| |
|
| |
|
| |
BAŞÖRTÜSÜ :
*YUNANDAN BETER İSLAM DÜŞMANLARI
VAR BU | |
VATANDA BİZİM VATANA HAİNLİK YAPMAMIZ İÇİN ELLERİNDEN
GELENİ YAPIYOR MİLLET-DEVLET | |
ARASINI AÇMAYA ÇALIŞIYOR AMA BİZLER NE BU OYUNA
GELECEĞİZ NE | |
DE YUNAN HAYRANI OLACAĞIZ BU VATAN ŞEHİD KANLARI
İLE ALINDI | |
BU VATAN BİZİM ! :
TÜRKİYE'DEN YUNANİSTANDAKİ
TÜRK AZINLIK | |
| OKULLARINA TAYİN EDİLEN TÜRK ÖĞRETMENLER TÜRK ÖĞRENCİLERE TÜRBAN
YASAĞI KOYUYOR.YUNAN | |
| OKULLARINA GİTMEYİ TERCİH EDEN TÜRK KÖKENLİ KIZ ÖĞRENCİLERE
İSE BÖYLE | |
BİR YASAK UYGULANMIYOR ( SABAH:25.01.2004)
*Yunanistan'da şeriat hukuku
Batı Trakya'da
"Çifte hukuk" | |
uygulanıyor. İsteyen şeri hukuktan isteyen Yunan Medeni Yasası'ndan
yararlanıyor.
Müftü kararı | |
| tercih ediliyor AB üyesi Yunanistan'ın çifte hukuk uygulaması
talebe bağlı. | |
Batı Trakya'daki Türk Müslüman azınlık evlenme ve boşanmada
müftü kararını | |
tercih ediyor. ( Bugün Gazetesi : 17.12.2005 )
| |
|
| |
| KÖŞKTEN
DIŞLANANLAR SARAYLARDA | |
AĞIRLANIYOR
*ÇANKAYA'YA BAŞÖRTÜLÜ KABUL EDİLMEYEN BAKAN EŞLERİ ABD
BAŞKAN EŞİNİN | |
ÇAY DAVETLİSİ OLARAK BEYAZ SARAY'A KABUL EDİLİRLER ...
*AVUSTURYA'DA
BAŞÖRTÜLÜ KIZ | |
| ÖĞRENCİLER YARGI KARARI İLE ARTIK ORTAOKULDA BAŞÖRTÜSÜ TAKABİLMEKTEDİRLER...!
(20.05.2004 TARİHLİ | |
AKİT GAZETESİ)
*AVUSTURYA CUMHURBAŞKANI FISCHER HOFBURG SARAYINDA VERDİĞİ İFTAR
DAVETİNDE EZAN | |
OKUNUR CEMAATLE NAMAZ KILINIR BAŞÖRTÜLÜLER CUMHURBAŞKANINA HEDİYE
VERİR...KAMUSAL ALAN | |
TARTIŞMASI OLMAZ...! (11.10.3004 )
ABD DIŞİŞLERİ BAKAN YARDIMCISI MAURA
HARTY :" | |
TÜRBANLI ÖĞRENCİ ABD'YE GELSİN ONLARI ABD'DE GÖRMEK İSTERİZ..."
ABD'DE OKUYAN | |
YABANCI ÖĞRENCİLERİN EKONOMİYE KATKISI 13 MİLYAR DOLARLIK BİR
SEKTÖR OLUŞTURUYOR...!
| |
|
| |
|
| |
|
| |
|
| |
|
| |
| |
|
| |
|
| |
|
| |
|
BİZLERİ : | |
BÜYÜK ŞEYTAN'A HOŞGÖRÜLÜ BAKMAYA ZORLAYANLARA LANET OLSUN !
*
İNGİLİZ YÜKSEK | |
MAHKEMESİ ÇARŞAF BENZERİ CİLBAB İSİMLİ BİR KIYAFET GİYDİĞİ
İÇİN OKULDAN | |
| UZAKLAŞTIRILAN MÜSLÜMAN ORTAOKUL ÖĞRENCİSİ KIZIN HAKLARININ İADESİNE KARAR
VERDİ.AVUKATLIĞINI İNGİLTERE | |
| BAŞBAKANI TONY BLAİR'İN EŞİ CHERİE'NİN YAPTIĞI BANGLADEŞ ASILLI
ŞABİNA BEGÜM | |
| (16) İLE İLGİLİ KARAR ÜLKEDEKİ MÜSLÜMAN CEMAATLERİ VE
SAYILARI 2 | |
MİLYONU BULAN MÜSLÜMANLAR TARAFINDAN SEVİNÇLE KARŞILANDI.
ŞABİNA BEGÜM YÜZDE
80'İ MÜSLÜMAN | |
| ÖĞRENCİLERDEN OLUŞAN DEMBİGH LİSESİ'NDEN 2002 YILI EYLÜL AYINDA
CİLBAB GİYDİĞİ | |
İÇİN GÖNDERİLMİŞ BU TARİHTEN SONRA HUKUK MÜCADELESİ VERDİĞİ
İÇİN EĞİTİMİNE | |
ARA VERMEK ZORUNDA KALMIŞTI. OKUL TÜRBAN ŞALVAR VE
TUNİK TİPİ | |
GİYSİLERE İZİN VERİYOR.
| |
*İNGİLİZ ORDUSUNDA BAŞÖRTÜSÜ SERBEST (YENİ ŞAFAK:24.12.2003)
*ABD ADALET BAKANLIĞI
BAŞÖRTÜSÜNÜ DESTEKLEDİ | |
( 01.02.2004 : MİLLİYET)
İNGİLİZLER MÜSLÜMANLARI ÇOK MU SEVDİĞİNDEN
BUNU YAPIYOR | |
| HAYIR..! BUNUN FARKINDAYIZ. AMA BUNU BİLE YAPMAYAN HALKI
MÜSLÜMAN OLAN | |
DEVLETLERE NE DEMELİ...?!
Almanya’nın Baden-Württemberg eyaleti'nde bir anaokulunda
öğretmenlik yaparken | |
başörtüsü taktığı için işine son verilen Nuray A
8 bin | |
Euro tazminat alacak.
| |
| |
|
| |
|
| |
*LAİK FRANSA
:
FRANSA'DA 9.000 | |
ÖZEL OKULUN ÇOĞU KATOLİK PROTESTAN VE MUSEVİ!BU OKULLARIN BÜTÇELERİNİN
%90'INI DA | |
DEVLET KARŞILIYOR.BİR TANEDE İSLAM LİSESİ AÇILDI BAŞÖRTÜSÜ BU OKULLARDA
SERBEST! YASAK | |
SADECE DEVLET ORTA OKULLARINDA ÜNİVERSİTE DE BAŞÖRTÜSÜ SERBEST
!
*ALMANYA :
FERESHTA | |
| LUDİN ADLI BAŞÖRTÜLÜ ÖĞRETMEN ALAM ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
İLE ARTIK | |
| " BAŞÖRTÜSÜ İLE DERS VEREBİLME " HAKKINI KAZANIR
( 25.09.2003 | |
: VAKİT GAZETESİ )
*İNGİLTERE'DE BAŞÖRTÜSÜ YASAKLANDI DİYE YAZAN
HÜRRİYET-MİLLİYET-CUMHURİYET'E ...:İNGİLTERE'DEKİ | |
| VAKANIN GERÇEKTE NE OLDUĞUNU ANLAYALIM: OKUL VE FORMA
DEYİNCE AKILLARINA | |
OTORİTERLİK VE BAŞÖRTÜSÜZLÜK GELEN BİZİM GAZETECİLERİN ARAŞTIRMADIKLARI VEYA
BİLEREK YAZMADIKLARI | |
HUSUS BU OKULUN FORMASININ VELİLERİN DE KATILIMIYLA VE
BAŞÖRTÜSÜNE DE | |
| İZİN VEREN BİR ŞEKİLDE BELİRLENMİŞ OLMASIDIR. BUNUN DIŞINDA
İNGİLTERE'DE ZATEN | |
BAŞÖRTÜSÜNE İLİŞKİN BİR YASAK OLMADIĞI ORDU VE POLİS
TEŞKİLÂTLARINDA DAHİ | |
DİNÎ İNANÇLARINDAN DOLAYI İNSANLARIN FARKLI KIYAFETLER GİYEBİLDİĞİ BİLİNMELİDİR.
BEGUM OKULCA | |
KABUL EDİLEN TESETTÜR BİÇİMİNİN DIŞINA ÇIKARAK SADECE EL
VE YÜZÜNÜN | |
| GÖRÜNDÜĞÜ BİR TÜR ÇARŞAF GİYMESİNE İZİN VERİLMEDİĞİ İÇİN
MAHKEMEYE BAŞVURUYOR. | |
MAHKEME DE TESETTÜR VEYA TÜRBANI YASAKLAMIYOR OKULUN TAYİN
ETTİĞİ VE | |
| BAŞÖRTÜSÜNE DE İZİN VEREN FORMANIN DIŞINDA GİYDİĞİ KIYAFETE
OKUL İDARESİNİN | |
| GETİRDİĞİ YASAĞI TASDİK EDİYOR. BURADAKİ GEREKÇE DE KIYAFETİN
LAİKLİĞE AYKIRI | |
OLMASI DEĞİL OKULDAKİ DİĞER MÜSLÜMAN ÖĞRENCİLERİN ANCAK BEGUM'ÜN
KIYAFETİYLE DAHA | |
| İYİ MÜSLÜMAN OLUNACAĞI HİSSİNE KAPILABİLME İHTİMALİNİN YARATACAĞI GERGİNLİĞİN
ÖNLENMESİDİR.(TERCÜMAN :N.ILICAK.23.06.2004) | |
İNGİLTERE'YE DE GAVUR'DAN DAHA AZLA İSLAM'A DÜŞMAN OLAN
YERLİLERİNE DE | |
LANET OLSUN !
*CHP BEŞİKTAŞ BELEDİYE BAŞKANI BAŞÖRTÜLÜ FOTOĞRAF
VEREN 40 | |
| ÇİFTİN HİÇBİRİNİN NİKAH İŞLEMİNİ GERÇEKLEŞTİRMEZ... ELLERİNE KOZ GEÇSE
DAHA NELER | |
YAPAR DEMOKRAT ÇAĞDAŞLAR...BUNLAR İPUCU...
*A.NECDET SEZER :" LAİKLİĞİN OLMADIĞI
YERDE ÖZGÜRLÜKTEN | |
SÖZ EDİLEMEZ ." (06.01.2004)
YANİ LAİK OLMAYAN ;ABD İNGİLTERE
KANADA İSPANYA | |
İTALYA İSVEÇ JAPONYA AVUSTRALYA YUNANİSTAN...'DA ÖZGÜRLÜK YOK MU
ONLAR BİZDEN | |
DAHA MI AZ ÖZGÜR ... ?!
| |
BİZİ GAVUR SAVUNUCUSU YAPANLAR UTANSIN !
| |
TÜRKİYE’DE “BAŞÖRTÜSÜ” VE “KAMUSAL ALAN” TARTIŞMALARI
YAPILIRKEN AB | |
ÜYESİ İTALYA’NIN MİLANO KENTİNDE BULUNAN BİR LİSE MÜSLÜMAN
ÖĞRENCİLER İÇİN | |
| AYRI BİR SINIF AÇMAYI KARARLAŞTIRARAK İTALYA’DA BİR İLKE
İMZA ATTI. | |
ÖĞRENCİLER SINIFA BAŞÖRTÜLERİYLE GİREBİLECEKLER.MÜSLÜMAN VELİLERİN TALEBİ ÜZERİNE OKUL
İDARESİNİN KARARIYLA | |
BAŞLATILACAK UYGULAMADA SINIFTAKİ ÇARMIHA GERİLMİŞ HZ. İSA FİGÜRÜNÜN
KALDIRILMASI MÜSLÜMAN | |
| KIZ ÖĞRENCİLERİN BAŞÖRTÜLERİYLE DERSLERE KATILMALARI VE BEDEN EĞİTİMİ
DERSLERİNİ DİĞER | |
| ÖĞRENCİLERDEN AYRI BİR SAATTE YAPMALARI ÖNGÖRÜLÜYOR. GEÇEN HAFTA
CAMPANİA BÖLGESİ | |
| YETKİLİLERİ DE; MÜSLÜMAN ÖĞRENCİLERİN BULUNDUĞU OKULLARDA RAMAZAN VE
KURBAN BAYRAMLARININ | |
DA RESMİ TATİL İLAN EDİLMESİ KARARINI ALMIŞLARDI.
CUMHURBAŞKANI
AHMET NECDET | |
SEZER “ÇANKAYA KÖŞKÜ KAMUSAL ALANDIR BURAYA BAŞÖRTÜLÜLER GİREMEZ”
DİYEREK AK | |
PARTİLİ MİLLETVEKİLLERİNİ VE BAKANLARI 29 EKİM RESEPSİYONUNA “EŞSİZ”
DAVET EDERKEN | |
| AVRUPA BİRLİĞİ ÜYESİ AVUSTURYA’DA ÖRNEK BİR DAVET GERÇEKLEŞTİ.
VİYANA EYALET | |
BAŞBAKANI RAMAZAN’IN İLK GÜNÜNDE HÜKÜMET VE PARLAMENTO BİNASINI
MÜSLÜMANLARA TAHSİS | |
ETTİ. ÜLKESİNDEKİ MÜSLÜMANLARA İFTAR DAVETİ VEREN AVUSTURYALI BAŞBAKAN’IN
YEMEK MASASINDA | |
| MÜFTÜ VE İKİ BAŞÖRTÜLÜ MÜSLÜMAN HANIM DA VARDI.
BAŞBAKAN’IN HEMEN | |
| ARKASINDA İSE SARIKLI BİR MÜSLÜMAN DA AFİYETLE İFTARINI
AÇTI. BU | |
DAVET ÜLKEDE HOŞGÖRÜ İLE KARŞILANDI YAYINLANAN FOTOĞRAFLAR KARŞISINDA
DA KIYAMET | |
KOPMADI. ( 28.10.2003 TARİHLİ GAZETELER )
| |
|
| |
| |
| YÖK BAŞKANI TECİZ ÜNİVERSİTELERDE BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI KONUSUNDA :
" ÇAĞDAŞ | |
| DEĞERLERİN BULUNDUĞU ÜLKELERLE FARKLI BİR KONUMDA DEĞİLİZ !!!
" DERKEN | |
| AVRUPA - FRANSA DAHİL !- VE ABD'DE ÜNİVERSİTELERDE
BAŞÖRTÜ YASAĞI | |
YOK !
| |
|
| |
AİHM'NİN - BATI MANTALİTESİNİN - İSLAM'A BAKIŞI !
| |
*SİHLERİN TÜRBA'NINA ONAY VERİRKEN BAŞÖRTÜSÜNÜ YASAKLAYAN
PKK LEHİNE | |
| KARARLAR VERİRKEN REFAH PARTİSİNİN KAPATILMASINI ONAYLAYAN BU BAKIŞ
AÇISI EN | |
| SON derslere sakallı geldiği gerekçesiyle Kocaeli Üniversitesi'nden uzaklaştırılan
Mahmut Tığ'ın | |
başvurusunu reddetti. (01.07.2005 )
| |
|
| |
|
| |
|
| |
* Leyla Şahin dâvâsında Diyanet bünyesindeki
Din İşleri | |
Yüksek Kurulu'na danışma gereği duymayan AİHM 27 Haziran
2000'de 'Musevi | |
mağdurlar' için; hem Fransa Hahambaşı J.Struk'tan hem de
Paris Yahudi | |
| Fetva Kurumu'ndan görüş istemiş ve kararını da 'onların
fetvaları' paralelinde | |
| vermiş... 6 Aralık 1982'deki bir 'boşanma' dâvâsında da
Fransa Hahambaşılığı'ndan | |
görüş isteyen AİHM kararını da fetva doğrultusunda vermiş!..
*
GÖZARDI EDİLEN | |
LAIK KURALLAR :Bir devlet kurumu olan Diyanet İşleri
Başkanlığı üç | |
| kere “Başörtüsü dinin emridir” şeklinde fetva vermiştir. Zaten
aksini değil | |
başkanlık müslümanım diyen hiçbir kimse söyleyemez. Çünkü bu
bir iman | |
| meselesidir. Mustafa Kemal Atatürk de Söylev ve Demeçlerde
“Dinimizin tavsiye | |
| ettiği tesettür; hem hayatımıza hem de fazilete uygundur”
demiştir. Annesi | |
| Zübeyde Hanım ve eşi Latife Hanım’ın başörtüsüz bir
tek resmi | |
| yoktur. Atatürk’ün kadın kıyafeti ile ilgili bir inkilabı
da mevcut | |
değildir. Anayasamızın 24. maddesi de: “Herkes vicdan dini
inanç ve | |
kanaat hürriyetine sahiptir. Kimse ibadete dini ayin ve
törenlere katilmaya | |
| dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz. Dini inanç
ve kanaatlerinden | |
dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.” şeklindedir.
| |