Hücre Zarı
Kâinatta canlı cansız her sistemin
en dış | (...) Ülkü DO?ANÇAY
Ülkü'nün annesi Selanikli Vasfiye Han?m Atatürk'ün |
kısmına kendisine gelecek zararları önlemek için bir müdafaa
sistemi konulmuştur. | annesi Zübeyde Han?m taraf?ndan evlatl?k olarak al?n?p büyütülmü?tür. Zübeyde Han?m |
Eski şehirlerdeki surlar dünyanın etrafını saran atmosfer yumurtanın
dışındaki kabuk | ile Selanik'e sonra ?stanbul'a oradan da Ankara'ya birlikte gelen Vasfiye |
| herhangi bir kamu veya özel kuruluşun girişindeki kontroller...
gibi binlerce | Han?m Zübeyde Han?m ölünce de Atatürk'ün k?z karde?i Makbule Atadan'?n |
örnek sayabiliriz. Canlıların en küçük birimi olan hücre
süper kompleks | yan?nda kalm??t?r. Daha sonra evlenen Vasfiye Han?m'?n do?an k?z çocu?una |
bir yapıya sahiptir. Hücrenin dış kısmını saran hücre
zarı tıpkı | Atatürk daha yüzünü görmeden "Ülkü" ad?n? koymu?tur. Ülkü büyüdükçe Atatürk'ün |
| bir ülkenin sınırlarını bekleyen askerleri ve gümrük kapıları
gibi madde | ona olan sevgisi de büyümü?; onu yurt gezilerinde yan?nda götürmeye |
alışverişinde kontrol kapısı görevini yerine getirir. Hücreyi sarmalayan
zar; yağ | ba?lam??t?r. Atatürk Ülkü'nün özellikle ya??na göre olgun davran??lar?ndan ve zekas?ndan |
| protein ve karbohidratlardan meydana gelmiştir. Fosfolipid dediğimiz yağ
tabakasının iki | çok etkilenmi?tir. Atatürk öldü?ünde Ülkü be?buçuk ya?lar?ndayd?.
(...) |
| kısmı vardır. Birincisi fosfat kısmıdır ve su tutucu
özelliğe sahiptir. | Afet ?NAN (1908-1985)
Atatürk 11 Ekim 1925'te ?zmir'e geldi?inde birçok |
| İkincisi lipid kısmı olup su itici özelliğe sahiptir.
Fosfolipidlerin hücre | kurumun yan? s?ra okullar? da gezerek konu?malar yapt?. Yine o |
| zarındaki dizilişte su tutucu fosfat kısmı hücrenin iç
ve dış | günlerde ?zmir ilkokullar?ndan birinde bir toplant?da Afet Han?m'la kar??la?t?. Afet |
| yüzünde dışa bakacak şekilde dizilmişlerdir. Neden böyle bir
diziliş olmuştur? | ?nan ilkö?renimini Eski?ehir'in Mihal?çç?k ilçesinde Ankara ve Biga'da tamamlad?ktan sonra |
| Çünkü hücrenin % 70'i sudur. İhtiyaçtan dolayı suyun
devamlı olarak | Bursa K?z Ö?retmen Okulu'nu 1925 y?l?nda bitirmi?tir. ?lk görevine 17 |
| hücreye girip çıkması lâzımdır. Buna istinaden fosfolipidlerin fosfat
bölümü dıştadır. | ya??ndayken babas?n?n görevi gere?i bulunduklar? ?zmir'de Reddi ?lhak ?lkokulu'nda ba?lam??t?r. |
| Fosfat bölümü içte olsaydı ne olurdu? Su itici
olan lipidler | Atatürk Afet ?nan'?n ailesinin Makedonya kolunu tan?d???ndan kendisinin meslek ve |
suyu iterdi hücre zarıyla yakın temas kuramayan su
hücreye giremez | durumu ile ilgilenir. Afet ?nan'?n iste?i ö?renimini sürdürmek ve yabanc? |
| hücrede kimyevî reaksiyonlar gerçekleşemez ve bütün canlılık tehliaaae
girerdi. Hücrenin | dil ö?renmektir. Bunun yerine getirilmesi için Atatürk Afet ?nan'?n babas? |
| ilk koruyucu basamağı olan zarda fosfolipidlerin dizilişiyle canlıya
bir hayat | ve annesi ile görü?erek kendisini o y?l ?sviçre'nin Lozan ?ehrine |
bağışlanmıştır.
Hücre içi Proteinler
Zarın dış yüzeyinde bulunan
karbonhidratlar eksi | Frans?zca ö?renmeye gönderir (1925 - 1927). Sonra ?stanbul'da Frans?z K?z |
| yüklü ve hücre zarına gevşek bağla bağlıdırlar. Eksi
yüklü oldukları | Lisesi (Notre Dame de Sion)nde bu ö?renimini sürdürür (1928-1929). Ortaö?renim |
için diğer negatif yüklü maddeleri iterler ayrıca karbonhidratların
çoğu reseptör | tarih ö?retmenli?i s?nav?na girerek ö?retmenlik belgesini al?r ve Ankara Musiki |
| (alıcı) görevi yaptıklarından insülin gibi maddeleri bağlarlar ve
hücre içinde | Ö?retmen Okulu'na Tarih ve Yurt Bilgisi ö?retmeni olarak atan?r (1929-1930). |
bir enzimin harekete geçmesine (aktivasyonuna) sebep olurlar.
Herhangi
bir sebeple | Türk Tarih Kurumu'nun kurulu? çal??malar?nda yer alm?? ve orada uzun |
kanımıza geçen bir madde hücre zarına geldiği zaman
elini kolunu | y?llar Asba?kanl?k yapm??t?r. Ankara Üniversitesi Türk ?nk?lap Tarihi Enstitüsü'nün de |
sallayarak hücre içine giremez. Büyüklüğüne kimyevî yapısına faydalı
veya zararlı | müdürlü?ünü yapm??t?r. Akademik çal??malar?na devam eden Afet ?nan 1938'de lisans |
| oluşuna göre muameleye tabî tutulur. Meselâ: Herhangi bir
bakanlığa girip | 1939'da doktora çal??malar?n? tamamlayarak 1942'de doçent ve 1950'de de profesörlü?e |
| orada işinizi takip etmek isterseniz kolunuzu sallayarak giremezsiniz.
Yabancı iseniz | yükselir. Prof. Dr. Afet ?nan'?n Atatürk ve Türk tarihi ile |
kimliğinize bakarlar üstünüzü ararlar; şüphe uyandırırsanız sizi tutuklar
veya bakanlığın | ilgili birçok yay?n? bulunmaktad?r. 8 Haziran 1985 tarihinde ölmü?tür. Atatürk |
kapısından içeri almazlar. Fakat öyleleri de vardır ki;
bakan müsteşar | vasiyetnamesinde Afet ?nan için; "ya?ad??? müddetçe ?imdilik (?imdiki halde) ayda |
| ve tanınmış bürokrat veya emniyet görevlisidir ki bunlara
hiç kimlik | 800 lira verilecektir" diye vasiyette bulunmu?tur.
|
| sorulmaz; rahat girip çıkarlar. Eğer bir başka bakanlıktan
ayda yılda | |
bir evrak getirip götüren memuru kapıdaki görevli tanımazsa
içerideki ilgili | |
kişiye telefon açar ilgili "gönderin!" derse içeri gönderilir.
Bu bir | |
| kurumun emniyeti için gerekli uygulamadır. Misâldeki gibi hücrenin
zarına kadar | |
gelen maddeler hücre zarında beş çeşit muameleye tâbi
tutularak içeri | |
alınırlar.
1. Basit süzülmeyle (difüzyon) geçiş: Hücre duvarını
oluşturan yağ | |
tabakasından ve proteinler arasındaki por denilen deliklerden geçiştir.
Porlardan su | |
| üre ve suda erimiş maddeler geçer. Hücrelere su
devamlı girip | |
çıkmaktadır. Suyun görevi hayatî olduğundan engelsiz ve enerji
harcamadan girip | |
| çıkması lâzımdır. Meselâ Na+ (sodyum) ve K+(potasyum)un girip
çıkması için | |
| enerjiye ihtiyaç vardır. Eğer enerji gerektiren aynı olay
su için | |
olsaydı vücudumuza aldığımız enerji yeterli olmayacaktı. Çünkü kanımızda
bulunan 25 | |
trilyon alyuvarın bir tanesinde bile saniyede giren çıkan
suyun miktarı | |
alyuvarın yüz katıdır. Bu giriş çıkışı vücudun bütün
hücreleriyle çarpıp | |
dakikaya saate güne ve yıla çevirirsek bir insanın
ömrü boyunca | |
| ihtiyaç duyacağı enerjiyi rakamlarla ifade etmekte zorlanırız. Su
ve ürenin | |
enerji harcamadan geçeceği kadar küçük delikleri hücre zarına
yerleştiren Kudret | |
bize bir hayat daha bağışlamıştır. Yine yağda eriyen
maddeler ayrıca | |
O2 (oksijen) CO2 (karbondioksit) azot alkol gibi maddeler
de hücre | |
zarının yağ tabakasından hiçbir enerji harcamadan kolaylıkla geçerler.
Düşünün ki | |
her an alınmasına ihtiyaç duyduğumuz oksijenin atılmasına ihtiyaç
duyduğumuz karbondioksitin | |
| ve diğerlerinin giriş-çıkışı Na+ ve K+ gibi enerji
gerektirseydi yine | |
rakamlara sığmayan bir enerji miktarı lâzım olacaktı. Gözeneklerden
alınan su | |
çıkarılan üre yağlardan girip çıkan O2 CO2 azot
ve alkol | |
suda ve yağda eriyen maddeler enerjisiz geçiş şekilleriyle
bir Tasarımcı'nın | |
elini açıkça göstermektedirler. Çünkü gereklilikleri çok fazla önemleri
hayatiyet derecesinde | |
| ve geliş gidişleri masrafsız maddelerdir. Vücut acil durumlarda
hücre porlarını | |
| genişleten hormonları (antidiüretik hormon=ADH) salgılayarak ihtiyacı kadar suyu
hücrelerine alabilir | |
| ve üreyi dışarı çıkarır. Gerekirse bu yolla Na+
hücre içinde | |
kalırken K+ hücre dışına geçer.
Eğer su ve
diğer maddelerin | |
geçtiği delikler küçük değil de büyük olsaydı Na+
K+ proteinler | |
| bakteriler bu deliklerden kolaylıkla geçecek ve hücre işgale
uğrayıp yine | |
| hayatiyetini kaybedecekti; bu durumda hücreye 1 sn'de hücrenin
100 katı | |
| kadar girip çıkan su girip çıkamayacaktı. Porlarda artı
yüklü proteinler | |
bulunmakta ve Na+ K+ gibi artı yüklü maddeleri
itmektedir.
Meselâ | |
| bir elinizi bilmeden ateşe değdirdiğinizde hemen sinir hücreleri
arasında iletim | |
gerçekleşir. Bunun için asetilkolin denen madde salgılanır ve
eksi yüklü | |
0 6 nanometre çapında bir kanal hücre zarında açılır;
yüksek moleküller | |
ve artı yüklü iyonlar hücreye rahatlıkla girip çıkar.
Hücre dışındaki | |
kapı açılınca Na+ içeri girer içerideki kapı açılınca
K+ dışarı | |
| çıkar ve içeriye girene kadar hücre dışındaki hücreler
arası sıvıda | |
| bekler. Böylece uyarı sinirden sinire iletilmiş olur. Ateşe
dokunmayla beyne | |
giden uyarı aynı yolla geri gelir ve ateşten
elimizi aynı | |
saniye içinde geri çekeriz.
2. Kolaylaştırılmış süzülmeyle (difüzyonla)
geçiş: Herhangi | |
| bir taşıyıcı aracılığı ile olan geçiştir. Burada taşınacak
molekülü taşıyacak | |
| bir protein vardır. Taşıyıcı proteinin üzerinde taşınacak maddenin
bağlanacağı kısım | |
vardır. Taşınacak madde bağlanınca taşıyıcı proteinde şekil değişikliği
olur ve | |
| içte kapalı olan hücre kanalının ucu açılır ve
molekül buradan | |
| içeri girmeye başlar. Proteine zayıf bağlandığı için hücre
içine yakın | |
| bir yere geldiğinde termal hareketle protein molekülden ayrılır
ve molekül | |
| hücre içine girer. Kolaylaştırılmış difüzyonla taşıma yüksek konsantrasyondan
alçak konsantrasyona | |
doğru olur.
Kolaylaştırılmış difüzyon hücrenin içinde ve dışındaki
basınç ve | |
konsantrasyon farkıyla elektrik yük verilmesiyle ve osmolarite ile
hücrenin içinden | |
| dışına veya dışından içine su gitmesidir. Böylece hem
hücre içine | |
| hem de hücre dışına doğru difüzyon (geçiş) sağlanır
ve basınç | |
| farkı ozmotik tesire karşı koyacak dereceye gelene kadar
devam eder. | |
| Böylece hücrenin şişerek ya da büzülerek yok olması
önlenmiş olur. | |
| Tuzlu bir şey yediğimiz zaman hücre dışında bol
miktarda tuz | |
bulunur. Hücre içindeki su hücre dışına çıkar. Bundan
dolayıdır ki | |
çok tuzlu yiyenlerin ellerinde gözlerinde şişlikler oluşur. Daha
sonra vücut | |
| tansiyonu düzenleyici sistemleri harekete geçirerek fazla tuz ve
suyu dışarı | |
atar.
Glikoz ve aminoasitlerin çoğu kolaylaştırılmış difüzyonla taşınır.
Hücrenin çok | |
fazla glikoza aminoasite ve karbonhidratlara ihtiyacı olacağı zaman
insülin salgılanır. | |
Hücre içine glikoz taşınması 15-20 kat daha artar.
3. Aktif | |
taşımayla geçiş: Bu tip taşıma yokuş yukarı yük
taşımaya benzetilebilir. | |
| Bir insan yokuş yukarı ya da merdiven çıkarken
nasıl enerjiye | |
ihtiyacı artarsa aktif taşımanın olması için de bu
geçişe has | |
| enzimlerle birlikte enerjiye ihtiyaç vardır. Bundan dolayı bu
şekilde geçişe | |
bir örnek Na+K+(sodyum-potasyum) pompasıdır. Nasıl bir kuyudan tulumba
ile suyu | |
dışarıya çıkarmak için enerjiye ihtiyaç vardır. Aynı şekilde
Na K | |
Ca C Fe N iyot urat iyonları çeşitli
aminoasitler ve | |
| çeşitli şekerler için de aktif taşıma gereklidir. Günlük
hayatta beynimizden | |
gelen emirle dış ve iç organlarımızdaki her türlü
fonksiyonun yapılması | |
hücrede bazı kontrol mekanizmalarının işlemesi hücre reaksiyonlarının olabilmesi
için K+ | |
Mg++ fosfat sulfat hücrenin iç kısmında fazla olmalıdır.
Yine hücrenin | |
dış kısmında ise Na+ Ca++ ve bikarbonat fazla
olmalıdır. Bunlar | |
| eğer aktif taşıma ile geçmeselerdi bunların geçeceği özel
delikler olsaydı | |
su üre O2 CO2 gibi enerjisiz rahat girip
çıksaydı hücre | |
içinde ve dışında iyonlar eşit olur adele kasılması
olmadığı için | |
kaslarımızla hiçbir iş yapamazdık ağzımıza giren bir lokmayı
hissedemezdik tükürük | |
salgısı salgılanamazdı mide hazım için HCl salgılayamazdı yemek
borusu kasılarak | |
besinleri mideye gönderemezdi mide besinleri bulamaç haline getiremezdi.
Onikiparmak bağırsağına | |
besinler geçemezdi pankreas enzimlerini salgılayamazdı besinler kana emilemezdi
tansiyon ayarlanamazdı | |
kan pompalanamazdı beyin çalışmazdı vücut fonksiyonlarına ait her
türlü görev | |
görülmezdi. Özetle hayat olmazdı işte hücrenin hayatî fonksiyonlarının
devam etmesi | |
| bütün organların fonksiyonlarını yapmasına bağlıdır. Bu da sinir
sisteminin emirleriyle | |
çalışmasıdır ki bunu da yaptıracak sodyum-potasyum pompasıdır. Bu
kadar mucizevî | |
| hâdiseleri akılsız ve şuursuz sodyum ve potasyum atomlarına
vermek her | |
| halde akıllı bir insanın yapacağı bir iş değildir.
Bu atomları | |
| icraatına perde yaparak bize hayatımızı bağışlayan kudreti ve
ilmi sonsuz | |
Rabbimizden başka kim olabilir?
4. Pinositoz'la geçiş: Özellikle
büyük moleküllü | |
protein ve kuvvetli elektrolit çözeltileri hücre duvarına dokunduğu
zaman hücrenin | |
özel bir geçiş şekli olan pinositoz reaksiyonu oluşur.
Çok büyük | |
| proteinler basit bir temasla hücre zarına dokunur (A).
Hücre zarına | |
dokunan proteinler hücre yüzey gerilimini değişikliğe uğratır ve
hücre zarı | |
| proteinleri içine alacak şekilde içe kıvrılma (invaginasyon) oluşur
(B). Zarın | |
keseyle bağlantılı kısmı zardan ayrılarak sitoplazmanın derinliklerine götürülür
ve orada | |
| gereken yapılır. Hücre zarına gelen fakat hücreye faydalı
basit ve | |
aktif geçişle geçemeyen maddeler bu yolla geçerler.
5.
Fagositoz'la taşınma: | |
| Aynı pinositoz gibidir. Fakat dışarıdan alınan maddeler hücreye
ve dokulara | |
zararlı maddelerdir. Bakteri virüs hücre parçaları ölü dokular
ve büyük | |
| zararlı parçalar bu yolla alınır ve hücre içinde
(lizozom adı | |
verilen parçalayıcı maddeler tarafından) parçalanır ve hücreye faydalı
kısımları alınır | |
| kalıntı zararlı maddeleri boşaltım sistemlerinden atılacak hale getirilerek
hücreden dışarı | |
atılır. Meselâ bir yeriniz bir tarafa çarpsa morarsa
sonra siyahlaşma | |
olsa o bölgedeki ölü dokular bu metotla alınıp
yok edilir | |
| ya da mikrobik bir hastalığa yakalansanız yine hücreler
bu metotla | |
mikropları alıp bünyesinde yok ederler.
Vücudumuzun solunum dolaşım
sindirim sisteminden | |
| geçerek gelen her değişik maddeye göre geçiş yolu
düzenlenmiştir. Dışarıdan | |
| yani dış âlemden sindirim yoluyla gelecek maddelerin muhtevasını
hücrenin kendisinin | |
bilip dizayn etmesine imkân olmadığına göre bunu yapanın
ilmi ve | |
kudreti önünde hürmet ve muhabbetle eğilmek gerekir.
1)
Su oksijene | |
| glikoza veya bunların atım maddelerine üre ve CO2'e
enerji harcamamak | |
için basit geçiş yolunu nasıl oluşturmuştur?
2) Dışarıdan
zararlı maddelerin | |
| geleceğini nasıl bilmiş de hücre içinde lizozom (parçalayıcı)
enzimleri hazırlamış | |
ve içeri almak için fagositoz geçiş yolunu geliştirmiş?
3) Hücrenin | |
| zarına geleceklerin faydalı ve zararlı olduğunu anlamak için
nasıl reseptörler | |
ve taşıyıcılar yerleştirmiş?
4) İşitme duyma yürüme yeme
içme ... | |
vb binlerce fonksiyonun oluşması için neden hücre dışında
Na+ 142 meq/lt | |
de tutmuş hücre içinde K+ 140 meq/lt de
tutmuş diğer | |
| maddeler de aynı şekilde olmak şartıyla böyle ince
ayarı hücre | |
nasıl yapmış?
5) Tesadüf veya hücrenin plânıyla bu
geçiş yolu | |
neden 1 2 3 4 de kalmadı her
maddeye göre | |
hücre zarında geçiş şekli düzenledi?
6) Hücrenin içini
asidik dışını | |
bazik dereceye ayarlamazsanız bütün hayatî fonksiyonlar durur. Nasıl
hücre hücre | |
dışı pH'sını 7 4 hücre içi pH'sını 7 0 olarak
ayarladı?
Spor | |
müsabakasında biletliyi biletsizi idareciyi gazeteciyi ayırt etmek için
stadyumların giriş | |
| kapısına güvenlik ve kontrol elemanı bulundurulur. Bunun gibi
dünyadan bedenimize | |
giren besin gaz mikrop ve zararlı parçacıkları vücudumuza
yararlı hale | |
gelmesi için hücre içine ve dışına taşıma şekillerinin
mükemmel tasarımını | |
| hücrenin kendisine ya da tesadüflere vermek bin derece
akıldan uzak | |
değil midir?
Büyük bir zatın dediği gibi: "Her
nefes alıp | |
| vermede ve her lokma yutmada bize bir hayat
veriliyor." Sadece | |
hücre zarında yağların proteinlerin karbonhidratların dizilişiyle taşıma yollarındaki
çeşitliliğiyle yerleştirilen | |
taşıyıcı ve taşıyıcılarla tasarruf edilen enerjiyle bize binlerce
hayat veriliyor. | |
Tasarımı yoktan yapanı tanımak bilmek sevmek şükretmek de
bize düşüyor. | |
Kaynak
-Arthur C. Guyton M.D. Medical physiology 2001.
| |