Ahlâkî Hastalıklar ve Kurtuluş Yolları
“Ahlâkî Hastalıklar
ve Kurtuluş | (...) r="0" alt="" title="," class="inlineimg" /> sportif doğaya meraklı felsefeye |
Yolları”
Burhan Bozgeyik
28.02.2007
| edebiyata ilgi duyan her konuda fikri olan dürüst erkekleri tercih |
Her gün medyaya yansıyan görüntülerden cadde ve sokaklardaki
manzaralardan çevremizdeki | eder
OĞLAK KADINI
Aileye düşkün sadık efendi görünümlü iş sahibi erkeksi çocukları |
insanların tutum ve davranışlarından anlaşılacağı üzere toplumumuz mânen
hastadır.
İnsan | seven insan sevgisi olan para kazanmasını bilen onu hatırlayan erkek |
ölüm gibi fena halleri de hiç kendi üzerine
almaz devamlı | onun tipidir
KOVA KADINI
Akıllı uçuk sosyal konuşkan kültürlü her ortama uyum |
başkasına verir başkasına yakıştırır. Hele şöyle bir kendimizi
yoklayalım belki | sağlayabilen bonkör eğitimli erkekleri sever. Bir de bol bol tatil |
biz de mânen hasta durumdayız.
Her bir günahta
küfre dalâlete | programı yaparsanız o sizin…
BALIK KADINI
Ona her zaman hoş sözler söyleyin |
giden bir yol vardır. Her bir günah kalpte
leke yapar. | yalanda olsa hoşuna gider. Hoş ortamlarda romantik yemekler kırmızı güller |
Çabuk tevbe istiğfar edilmezse o hatadan pişman olunmazsa
o leke | çikulatalar renkli haftasonları tam ona göredir
(...) ineimg" /> olduğu |
yerleşir kalıcı olur. Nasıl sırrı kaybolmuş sinek pislikleriyle
lekelenmiş ayna | gibi görünmek göründüğü gibi olmak; içteki güzelliklerini dışa yansıtması değil |
| gittikçe yansıtıcılığını ve görüntü aksettirici özelliğini kaybedip siyahlaşırsa;
“nazargâh-ı İlâhî” | midir? Tek kelimeyle ifade etmek gerekirse Kur’ân ve Sünnete uymak. |
| olan ve içerisinde gerçek mânâda Allah sevgisinden ve
Allah hesabına |
Dinin emirlerinin sadece ahiretimizi değil dünyamızı da imar ettiğini biliyoruz. |
| olan sevgiden başka sevgiye yer verilmemesi gereken kalb
de günah | Dinine sımsıkı bağlanan insanın ahireti de Cennettir dünyası da. O |
kirleriyle kararır. Allah muhafaza buyursun günün birinde “simsiyah”
hale gelirse | iklimde bulunan herkes bu havayı teneffüs eder.
Düşünün bir kere |
| o kalb ölmüş demektir. İşte o vakit Allah
o âsi | temizlik çalışkanlık dürüstlük cömertlik fedâkârlık iyilikseverlik hakkı hukuku gözetmek gibi |
| kulun kalbini mühürler ve o kimse ebedîyen hasarate
düşenlerden olur. | erdemlere sahip olan insanın dünyası hiç Cennete dönmez büyük bir |
Geliniz vakit varken yol yakınken kendimizi yoklayalım mânevî
hastalıklarımızı teşhis | mutluluk duymaz mı?
Meselâ Allah Resûlü (asm) “İşçinin hakkını alnının |
| edelim ve bundan kurtulmanın yollarını araştıralım. İşte Millî
Gazete şimdi | teri kurumadan verin” buyuruyor. Siz de bir hak sahibine hakkını |
| bu çok mühim konuda yazılmış bir eseri hediye
ediyor: “Ahlâkî | verdiğinizde büyük bir mutluluk duyarsınız. İşveren olarak bu mutluluğu yaşamak |
Hastalıklar ve Kurtuluş Yolları”
824 sayfalık bu hacimli eserde
yer alan | istemez mi insan?
Mevlüt Bey sevinçle anlatıyor: “Yeni bir yere |
başlıca bölümler şunlardır:
a) İslam Ahlakı Eğitimi
b) Kötü Ahlak
Hastalıkları ve | taşındık. Hammallara baktım ücretlerini hafta sonu alıyorlar. ‘Olmaz!’ dedim kendi |
Kurtuluş Yolları
Büyük bir emeğin mahsul bu eserin yazarı
Mustafa Bilgen. | kendime. Peygamberimiz buyurmuyor mu ‘İşçinin hakkını alnının teri kurumadan verin’ |
Yazarı büyük gayret göstererek böylesine bir eseri hazırlamış
gazete de | diye. Hemen çağırdım hammalları ‘İşiniz biter bitmez gelin paranızı alın’ |
| çok ciddî bir maddî külfetin altına girerek bu
eseri yayınlıyor. | dedim.”
Zengin için belki o ücret pek kıymet ifade etmez. |
Bize de sadece ve sadece eseri alıp okumak
kalıyor.
Çokça | Ama o işçinin kimbilir ne tür ihtiyaçlarına cevap verecek.
Her |
görmüşüm ekseriyetle hediye edilen kitaplar bir köşeye kaldırılır.
Öylece durur. | konuda bu böyle. Her işi gereklerini uygun tarzda ve sağlam |
Ya da bu nevi gazetenin hediyesi kitaplar kütüphaneye
sanki “vitrin | yapmak dinin emridir ve bu Cenâb-ı Hakkın güzel isimlerine ayna |
| süsü” imiş gibi konulur. Yıllarca açılıp okunmaz. Bu
yanlıştır. Görüldüğü | olma demektir.
24.02.2007
|
gibi Millî Gazete sırf hediye vermiş olmak için
ya da | |
| sırf promosyon olsun diye kitap vermiyor. Her zaman
okunacak kitapları | |
| veriyor. Meselâ “Tenbihü’l Gafilin” kitabı her gün elimi
uzatıp alabileceğim | |
bir yerde durmaktadır ve bu eseri sık sık
da okumaktayım.
Hep | |
kendi aramızda yakınıp dururuz: “Okumuyoruz! Okumuyoruz!” diye. İyi
de yakınacağımıza | |
bir zahmet okuyuversek olmaz mı? Zaten oldu bitti
“kitap pahalı” | |
“imkanımız yok” gibisinden bahanelere kulak asmamışımdır ya işte
size kocaman | |
bir kitap. Hem de hediye. Buyrun okuyalım...
| |